Fabrikada işçi
Düşünürüm yıldızları, o bilinmeyen sonsuzlukları;
Mutsuzluk ile hayatım, bundan sonra aralı.
Garibanı görürsen ara, bul; arala kapıları…
Değeceksin bulutlara, bilmediğin insanlara.
Kitap okumadım, bir hayat yazdım;
Ben bu hayatı yaşayarak kazandım.
Kendim gibi herkesi dost sandım,
Menfaat postunu sırtındakinden tanırım.
Yalan bu dünya, herkes kendi yolunda;
Sabah uyandığında buğday kokulu mis ekmek,
Uykulu gözler ile kıtır yerinden yeme yarışı...
"Fazla yeme, doyurma karnını oğlum," bakışı;
Kucakladığın zaman gelir buğday kokusu
Bizim mahalleyi doyuran benim babamdı;
Yastığa koyunca yorgun başımı,
Seninle kazandım ekmeğimi, aşımı.
Sen huzurla dalarken uykulara,
Ben dalar giderim sonsuz ufuklara.
Minnetim yoktur asla zalim kullara,
Sen yanımda ol, gidelim kutuplara.
Dünyama güneş gibi doğdun,
Küçük ellerin ile hayatıma dokundun.
Kızım, sen benim kokumsun;
İçimdeki sızım, gönlümün korusun.
Minik adımların ile yaklaştın gençliğime,
Sahilde kulaç atan çocuk,
Çabalama, bitmez bu yolculuk.
Kumda kaybettiğin o boncuk,
Bulsan da bu işin sonu sonsuzluk.
Sonsuzluk gönlümde bir ezgi,
Senden ayrılmak belki; ya anıları da yanına alabilecek misin?
Unutacak ve kazanacak mısın?
Yoksa tutacak dal mı bakacaksın?
Toksa karnın, bana yine acıkacak mısın?
Yıkansan benimle, bedenimle silinecek misin?
Ilıksa tenin, benimle üşüyecek misin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!