Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Cenneti de cehennemi nerede gördün bu yalan şiir bile saymam bunu..
ölünce ancak görüneni oradanda geri dönmek yok zaten.aklıma şuara süresi geldi 224 -225-226 ayetlerinde itibaren,o şairler yaşamadaklarını söylerler diye
.
Anladım.
Şiiri okurken acaba dedim bu şiiri Friedrich Nietzschenin mi? Sonra düşündüm ki, şiir çeviride kaybetmiş. Sonra yorumları okudum. Demek ki, değilmiş
'- - - - - THAMARA:üyük bir yanılgıdan en kısa zamanda dönülmesini umarak beirtmek isterimki nietzcshee nin değildir bu şiir şebnem feraha aittir .kanıtmı istiyopsunuz işte. bu şebnem ferah’ a ait bir şiirdir ve zamanında internette zincir mail yolu ile nietzche’ nin salome’ ye yazdığı bilgisi ile hızla yayılmıştır. kimin, neden hangi motivasyonla böyle bir şey yaptığını kestirmek güç, mantıklı ya da mantıksız bir sebebi vardır elbet ama internetteki hızlı aktarımla kısa sürede bir takım köşe yazarları dahil çok sayıda kişinin mail hesabına ulaşmıştır.
...'
Günün Şiiri seçilen ve Friedrich Nietzsche'ye ait olduğu söylenen şiir hakkında araştırma yapan ve Nietzsche'nin eserlerinde böyle bir şiir olmadığını belirten 'THAMARA' rumuzlu kişinin yorumunu ve verdiği bilgileri dikkate almalıydı, değerli SEÇİCİ KURUL üyeleri.
Böylesine belirsizliğe yer vermemek adına ve özellikle de Antoloji şiir sitesinin anlayışına uygun düşmeyecek bu tür şiirlere itibar edilmemeli 'Günün Şiiri' olarak da asla yer verilmemeliydi...
Doğrusunu araştırıp, kaynağını da belirterek bilgi verebilecek arkadaşlara şimdiden teşekkürler.
Sevgi ve saygılarımla...
Şiirin kime ait olduğu şaibeli. Ancak aşağıdaki sözler Lou Von Salome'ye (Nietzsche'nin efsane sevgilisine)ait;
'artık bana verecek mutluluğun kalmadı mı
…ne çıkar! acıların var daha…” (Salome)
................................
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
..............................
Bu çok sevilen ve kullanılan bölümle selamlıyorum Nietzsche'yi.
' Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan,' diyerek de saygılar bırakıyorum.
thamara rumuzlu arkadaş burada bu şiirle ilgili bir durumdan bahsediyor. Kimse galeye almamış. Doğru veya yanlış söylüyorsun diye neden kimse cevap vermiyor. Ayrıca ben de bu şiirin Nietzsche ait olduğunu düşünmüyorum. Şundan dolayı bu şiir Türkçe düşünceyle yazılmış bir şiir. çeviri değildir.
felsefe tarihine damga vurmuş adamların şiire bulaşmasını hiç anlamıyorum..:)ama yazmış işte...dengeler kurmuş kendince..sanki cebir işlemi yapmış insana dair olgular üstünde...'beni seveni severim' efenim,kime ne!..yani ben olmayacağım önce seven..inadım inat işte..:)
hay bu dünyanın dibine
panayır yeri kurayım
uçan daireye ben bineyim
dönme dolaba sen...
dön dön bana düş sevgilim
pamuk helva olsun elinde...
:)
harikaa
muhteşem
Bu şiir ile ilgili 24 tane yorum bulunmakta