Mübarek Recep’te meydana gelen,
Aklın almadığı ruhani bir hal.
Eşsiz bir ikramdı gökleri delen,
Sır dolu yolculuk, ilahi ahval.
Son Rasûlün şanlı yükselişiydi,
Al evlatlarımızı eline,
Eğitiver muallim beyim.
Hâkim olmayı diline,
Öğretiver muallim beyim.
Işık saçtın dört bir yana,
Hira’dan Mekke’ye bir güneş doğdu,
Şehrin üzerine ziyası yağdı,
Karanlığı boğan yeni bir çağdı,
Muhammed Güneşi sardı her yanı,
Kapladı nuruyla hemen tüm anı.
Allah’ım affet bizi,
Babamı ve annemi,
Evlat, kardeş, eşimi,
Affediver Allah’ım.
Sana yalvaranları,
Sorsam sana üç kıtaya yeteni,
Kimdir diye bilir misin sen çocuk?
Tarih yazan şanlı, namlı dedeni,
Tanır mısın, bilir misin sen çocuk?
Oğuzların Kınık boyu devletti,
Beyzade (!) koltuğa dikti gözünü,
Herkese çok farklı verdi sözünü,
Sonra terk eyledi o saf özünü,
Sözünden dönene ne denir bilmem?
Koltuğa oturdu ayrıldı yoldan,
Biter bir gün ömrümüz yalnız adımız kalır,
Ne yapmışsak dünyada ancak yâdımız kalır,
Geride kalır her şey gelir bizle ameller,
İnançsız nâra gider, bize tadımız kalır.
Bir gün biter yolculuk, mutlaka giden kalır,
Bugün bir kez daha aradım seni,
Bulamadım yoktun nerdesin babam?
Derin bakışınla süzerdin beni,
Geri dönülmeyen yerdesin babam.
Arkamızda duran yüce bir dağdın,
Bir zamanlar biz de çok güçlü bir devlettik,
Adalet ve medeniyeti dünyaya biz öğrettik.
Dünyanın büyük çoğunluğunun hâkimi bizdik,
Mümkün müydü zulüm, zalimleri hizaya dizerdik.
İnsanımız başkasını kendisine tercih ederdi,
Mayan, kökenin çamur, bedenin irin ve kan,
Neyine güvenirsin, acizsin insanoğlu.
Yaratan “ol” deyince, oluverdi toprak, can,
Neyine güvenirsin? Acizsin insanoğlu.
Vücut denen eserin, değilsin müessiri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!