Sâat
Sayılı gün tez geçer, biter dünyânın ömrü
Kim bu dünyâyı seçer, odur körlerin körü
İnsan şaşıracaktır, alt üstolur yeryüzü
Sabır Taşları
Sabır taşları döşenmiş sevgili yoluna
Gam ağaçları dizilmiş sağına soluna
Gamlar, kederler, imtihanlar tahammül ister
Sabır Yolculuğu
Yüreğini hazır tut bu çetin yolculuğa
Usanmadan metânetle göğüs ger zorluğa
Gönül sevgiliye râm oldu bütün gücüyle
Sabrı
Aşkın kaderinde var, ayrılıklar, özlemler
Sabırla, gözyaşıyla karşılanan elemler
Nasıl sessizce yaşanır hicrân diyârında ?
Erguvânın sevgisinden neş’e buldum sâdece
Müjdeler aldım o dosttan aşkla doldum sâdece
Sevgisinden ben de mesken eyledim İstanbul’u
Şâh değil sultân değil bir bende oldum sâdece
Erguvânî renkte her yer sâde İstanbul değil
Cümle âlem misk ü amber sâde İstanbul değil
Erguvân olmuş şehir bir hoş resim olmuş boğaz
Mest ü hayrân cümle kalbler sâde İstanbul değil
Şerefyâbdır şu son ümmet Muhammed Mustafâ’sıyla
Arınmıştır gönüller aşkının pür-nûr safâsıyla
Kerîm Mevlâ’ya kulluktur o pâk rûhun bütün cehdi
Zarar vermez o hâlis kalbe hor dünyâ cefâsıyla
Safiyyullah
Özlem meyvesinden alınan nasîb, bir tadım
Ardından uzun zor bir yolculuk, adım adım
Özyurt özlemiyle üzgün atılan adımlar
Müjdeler olsun gönül, bak, ilkbaharmış sâhiden
Gel sürûr bul, bir sevinç dünyâyı sarmış sâhiden
Hüzne yer yok şimdi derd gam yok, sevinç var neş’e var
Hak katından Elçi gelmiş, gün ağarmış sâhiden
Mübârek bâğ-ı cennettir, kerem ihsan atâdır bu
İnen nûrlarla mevc mevcdir mücessem “ve’d-duhâ” dır bu
Bütün ümmet gelir fevc fevc bilir kân-ı vefâdır bu
“Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-i Hudâ'dır bu!
Nazargâh-ı ilâhîdir, Makâm-ı Mustafâ'dır bu.”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!