onun kadar sevmedi kimse
onun kadar özlemedi
kimseler onun kadar
pencerede beklemedi
bardağımdan su içer
İkibindokuz'un ocak ayı
Ocak ayının onaltı sı
Fosforlu bombalarla aydınlanan
Bir gecede doğmuşum ben
Kalleşliklerle yaralanan bir ülkede
Kurşunların pes ettiği
İnsanlar vardılar
Elleri nasır
Üstlerinde çul yok
Döşekleri hasır
İnsanlar vardır
nur yüzleri soğuktan bir yay gibi gerildi
o koskoca yürekler kar üstüne serildi
dediler ki hak için can vermekte nedir ki
doksan bin melek vardı o gün Sarıkamış ta
tek bir söz her ağızda ya Allah ya Bismillah
Her akşam / pencereme / dökülen / nimet sensin
Pencereme / dokunup / kalbe düşen / nur sensin
Dökülen / kalbe düşen / biraz kalsın / solumda
Nimet sensin / nur sensin / solumda / saklım sensin
Yalnızlığın resmidir
Olmayışı
Bir sigara paketinin yanında çakmağının
Veyahut yanmayışıdır
Tenha bir yolda sokak lambasının
AŞKIN ÖN SAFINDA DURAN ADAM
Sen aşkın en yüksek perdesinde kılıç salladın
bu yüzden heybetli ve fırtınalı ıslıklar çalar senin dudakların
bir akşam yıldırım gibi budamıştın baştan aşağı bütün dallarımı
durgun ve yorgun iklimime bir rüzgar katmıştın
Ak göğsünde yakamoz kolye
sıyrılır usulca topuktan etekleri
dansa kaldırır yorgun kayıkları
bir İstanbul hanımefendisi
Kendi söyler şarkısını
Bu bekleyiş
ayrılmamacasına bir kavuşma için
bu bekleyiş
bir çığlık bir direniş
yeniden diriliştir bu bekleyiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!