Şakıyan Diller Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3217

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Şakıyan Diller

Gönlümün bağında, açıldı güller,
Döküldü kağıda, şakıyan diller.
*
Sözlerin ipliği, ilmek atıldı,
Mananın içine, cevher katıldı.
*
Düşünce ufkunda, yol alan gemi,
Getirdi bizlere, taze merhemi.
*
Fikirler incedir, kıldan da ince,
Akıllar şaşırdı, bunu görünce.
*
Ozanlık tahtına, kurulan bilge,
Bırakmaz sözünde, leke ve gölge.
*
Padişah önünde, okunur ferman,
Bu dertli yüreğe, bulunur derman.
*
Tatlıdır konuşsa, bal akar sanki,
Böyle bir hazine, bulunmaz inan ki.
*
Geçmişin tozunu, siler atar da,
Yeniden can verir, şu koca yurda.
*
Sarayın en hası, başlar tacıdır,
Cahilin, korkusu ve ilacıdır.
*
Sofradan toplanan, kırıntı değil,
Büyük bir nimettir, önünde eğil.
*
Bilginin atını, süren kahraman,
Kalemi elinde, vermez hiç aman.
*
Dizildi ordular, kağıt üstüne,
Bakmadı kimsenin, eski büstüne.
*
Bu büyük hüneri, gören hükümdar,
Başına taç diye, taksa ne takar.
*
Böylesi yiğide, nişan yakışır,
Görenler, hayranlık ile bakışır.
*
Elinde, gümüşten asa parıldar,
Belinde kemeri, sanki ışıldar.
*
Doğunun rüzgarı, esmez burada,
Bambaşka bir lezzet, vardır şurada.
*
Çiçeğin kokusu, sinmiş sözüne,
Renk gelmiş, şiirin solgun yüzüne.
*
Ustalar kıskanır, desenlerini,
Görmezler resmin, o düzenlerini.
*
Beş ayrı kitapla, çıktı meydana,
Duyuldu şöhreti, bütün cihana.
*
Dizeler yan yana, hizaya girdi,
Bu güzel esere, canını verdi.
*
Hamseyi yazması, zorlu bir iştir,
Sabırla pişen, o en zor gidiştir.
*
Gücüyle devleri, yendi bu usta,
Kalmadı hevesi, tozlu kafeste.
*
Eğer ki, beş eser koyarsa kulun,
Değeri biçilmez, çıktığı yolun.
*
On kitap yazsa da, başka birisi,
Bununla yarışmaz, boştur gerisi.
*
Eline alınca, hokkayı birden,
Sular fışkırıverir, kurak yerden.
*
Başlarken, tertemiz pınar gibidir,
Bahçede mor sümbül, çınar gibidir.
*
Duyulmamış sözler, dökülür dilden,
Eşsiz bir hediye, sunulur elden.
*
İki satır yazsa, yerler sarsılır,
Coşkun ırmak gibi, bendinden taşar.
*
Her beyti başlangıç, her sözü olay,
Sanmayın bu sanat, öyle pek kolay.
*
Gizlenen manalar, örtünün altı,
Sanki cennet bağı, yoktur karaltı.
*
İçinde sırlar var, çözebilene,
Ne mutlu, gerçeği sezebilene.
*
Yabancı değildir, bizden biridir,
Lisanı Türkçedir, sözü diridir.
*
Tek kıta olsa da, dörtlük olsa da,
Buluşlar yenidir, benzemez yada.
*
Başkasın malına, etmedi tamah,
Kendi pınarından, içer her sabah.
*
Yazmaya başlayıp, coştuğu anda,
Yükselir değeri, bütün vatanda.
*
Dörtlükler can verir, cansız bedene,
Şükürler olsun hep, lütuf edene.
*
Kalemi dört yana, hükümler saçar,
Gönül kapısını, ardına açar.
*
Rengiyle boyadı, bütün alemi,
Kaderi yazarken, kudret kalemi.
*
Şiirin denizi, dalgalı derin,
Dört kürek çekerek, oraya girin.
*
Mananın şekline, büründü zaman,
Merdiven dayandı, göklere heman.
*
Dört ayrı bahçeden, toplandı ürün,
Kadehe doldu, bak iksir-i bütün.
*
Altılı mısralar, baldan tatlıdır,
Arı beyi gibi, kanatlıdır.
*
Pazarda satılmaz, bunun kumaşı,
Türlü desenlerle, süslüdür başı.
*
Dar gelen kalıba, sığmaz ki heves,
İki dünya için, tükenmez nefes.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 22:07:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!