Türk şair, çevirmen, yayıncı, ressam, fotoğrafçı ve grafik tasarımcısı. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1932 olarak belirtilmiştir.
3 Mayıs 1931’de Çorum’da dünyaya gelen Sait Maden ilk ve orta öğrenimini Çorum’da tamamladı. 13 yaşındayken şiir yazmaya başladı, 18 yaşında Fransızca'dan çeviriler yapıyordu. Şiir ve resme olan tutkusu onu İstanbul'a getirdi. 1949–55 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nün "Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi"nden mezun oldu.
Charles Baudelaire'den ‘Moesta et Errabunda’ çevirisiyle Varlık dergisinin yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Federico García Lorca’yı doğrudan kendi dilinden çevirebilmek için İspanyolca öğrendi. Baudelaire’in ‘Kötülük Çiçekleri’, Lorca’nın bütün şiirleri, Pablo Neruda, Louis Aragon, Octavio Paz, Vladimir Mayakovski, Paul Éluard, Saint-John Perse’in bazı şiirlerini çevirdi. Maden'in şiirleri "İstanbul", "Türkçe", "Soyut", "Yazko Edebiyat", "Varlık", "Gösteri" gibi önemli dergilerde yayımlandı. Birkaç kuşak onun çevirileriyle dünya şairlerini tanıdı. Şair Haydar Ergülen onun için "Bir şiir dervişi" demişti.
1950'li yıllarda grafik sanatlarına ilgisi artmaya başladı. 1955-1960 yılları arasında tiyatro dekorları ve sinema afişleri tasarladı, çizdi. 1960'tan sonra ilgisini tamamen grafiğe yoğunlaştırdı. 8 bin kitap ve dergi kapağı çizerek bu alanda bir rekora imza attı. Kitaplarında kullandığı fontların bazıları da kendi tasarımıdır. 500 kadar da logo, broşür, ambalaj ve etiket tasarımı yapan Maden siyasi partiler için seçim afişleri de tasarladı.
1958–1963 yılları arasındaki gazetecilik yaptı. 1964’te kendi atölyesini kurdu. 1968’de faaliyete geçen "Grafik Sanatçıları Derneği"nin kurucularından biri de oydu. Bir süre bu derneğin başkanlığını da üstlendi.
1979’da başladığı “Başlangıcından Bugüne Türk Grafik Sanatı” adlı kapsamlı kitap projesini sponsor bulamadığı için bir türlü tamamlayamadı. Ancak bu kitabın birinci bölümünü “Çevre” dergisinde yayımlatmayı başardı. Kitabın 19. yüzyıla ait başka bir bölümü de “Grafik Sanatı” dergisinde yayımlandı. Sait Maden logo tasarımlarını 1990'da “Simgeler” adlı bir kitapta topladı. Eşi Ayten Maden çocuk kitapları yazarı ve çizeridir.
Sait Maden, 10 Mayıs 2013'te Altunizade Başkent Hastanesi'nde gerçekleştirilen koroner arter baypas ameliyatı sonrasında gelişen zatürreye bağlı olarak 19 Haziran 2013 Çarşamba günü saat 9:00’da hayatını kaybetti. Maden’in cenazesi, 21 Haziran Cuma günü Üsküdar’daki Şakirin Camii’nden, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Eserleri
Grafik Tasarım
Simgeler Grafik Ürünlerinden Seçmeler: 1
Cumhuriyetin Renkleri ve Biçimleri, Grafik Sanatının Dünü, Bugünü
Şiir
Çağdaş İspanyol Şiiri Antolojisi 1900-2000, 93 Ozandan 400 Örnek
Bir Şiir Müzesi
Gılgamış Ölümsüz Yaşamın İzinde
Açıl, Ey Gizem! Bütün Şiirler-1
Yol Yazıları Bütün Şiirler-2
Hiçlemeler Bütün Şiirler-3
Şiirin Dip Sularında Bütün Şiirler-4
Cinayet Granada'da İşlendi
Şiir Tapınağı İnsanoğlunun Beş Bin Yıllık Şiir Serüveni
Yeryüzü Şiiri İnsanoğlunun Beş Bin Yıllık Şiir Serüveni-1
Yeryüzü Destanları İnsanoğlunun Beş Bin Yıllık Şiir Serüveni-2
Mayakovski: Ben Kimim?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!