Divane sen değil, meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz
Sade deli değil, edepsizmişiz
Tükürdük atalar kıblegahına!
Derler ki,
*
Kişi rızkını aradığı gibi, rızık da sahibini arar...
*
Her ne ki, her kime rızık kılınmıştır, (Taksim edilmiştir)
*
En güzel rızık, mal rızkı değildir...
Rızıkların ve nimetlerin en güzeli şunlar olsa gerek:
Ruhta huzur...
Akılda nur...
Bedende sıhhat...
Kalpte safa...
Ruhuma Ağır Geliyor
Gözlerim üç öğün beş vakit ağlıyor
Soranlara diyemiyorum taziyem var
Seni içimde hemde kendim öldürmek
Bu bana hem de ruhuma ağır geliyor
Diyemedim işte kendim ettim kendim
Rüşvet yalnız alan için değil veren ve aracılık yapan için de harâmdır. Allah Teâlâ; "İnsanların mallarından bir kısmını bile bile, günâh işleyerek ele geçirmek için iş başındakilere yedirerek mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin" (el-Bakara, 2/188) buyurmuştur
Yamalı don giyiyordu babamız
Ocak başı üstündeydi bacamız
Mis gibi kokardı tarna çorbamız
Kaşıkları sala sala büyüdük
Karlı pekmez hoş olurdu kışları
Sohbetlerde kuruyorduk düşleri
Herkesin bir hayat hikayesi var
Onunki birini bozar mı bilmem
Yaşayamadığı eder intizar
Başka hayatlara kızar mı bilmem
Bütün sermayesi aldığı yara
Acının resmini astı duvara
Zaman hızla geçerken şu fani dünyada.
Dürüstlük baki kalmalı insanın hayatında.
Yaşam dediğin nedir ki göz açıp kapayıncaya kadar geçer.
Gönül gözü kapalı olanlar için yapılacak pek birşey yoktur.
Kaf dağının tepesinden dünyayı izleyenler,net görmezler olup biteni.
Doğru tektir aslında ama kimse doğrudan yana değildir.
Saçlarımda aklar tek tük düştüğünde
Vay be yaşlanıyorum dedim kendime..
Sonra hayatımda
Değişmeye başladı kendi kendine..
*İçi bal fıçılarıyla dolu bir gemi limana yaklaştı. İşçiler bal fıçılarını boşalttıkları sırada fakir olduğu her hâlinden belli olan yaşlı bir kadın elinde küçük bir kâseyle çıkageldi. Balların sahibi olan tâcirin yanına gidip, kendisine kâse dolusu bal vermesini istedi. Tâcirin sessiz kalıp kendisine bal vermediğini gören yaşlı kadın ümitsizce geri döndü...*
*Yaşlı kadın oradan ayrılınca tâcir, olaya şahit olan genç çalışanını çağırıp yaşlı kadını takip etmesini ve evine bir fıçı dolusu bal götürmesini söyledi. Genç adam şaşırıp kalmıştı:*
*– Kadıncağız sizden azıcık bal istedi, vermediniz; şimdi ise bir fıçı bal gönderiyorsunuz!?*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!