Süreç boyunca çok kötü bir imtihan veren Avrupa Birliği parçalanacaktır. Kiliselerden umudunu kesen Hrıstiyanlar minarelerden okunan ezanları dinleyecek ve İslâm'a koşacaklardır. Parçalanan Avrupa'dan kopan İtalya, İspanya, Polonya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Türkiye liderliğinde kurulacak yeni bir birliğe dahil olacaklar.
Orta doğu, kuzey Afrika ve orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin katılımıyla "Devlet-i Aliyye Türkiye" liderliğinde dünyada yeni bir güç doğacaktır. Bu birliğe bilâhare yalnız kalan Yunanistan da katılacak, Akdeniz ve Ege denizleri de bir Türk gölü hâline gelecektir. Petrol zengini Suudlar fakirleşecek, Kabe-i Muazzam'ın hademliği tekrar Türklerin olacaktır.
Dünyaya ucuz mal ihraç eden Çin, artık hiçbir şey satamayacak, üretim duracak, büyük bir halk ayaklanması olacak ve Doğu Türkistan tekrar bağımsızlığına kavuşacaktır. İnşaAllah. Bengladeş, Pakistan ve Afganistan bağımsızlığına kavuşan Keşmir ve Miyanmar da Orta Asya'nın Türk kaleleri olacaktır. Gaz ve petrol satarak ayakta kalmaya çalışan Rusya'da da açlık, fakirlik, yokluk, kıtlık baş gösterecek. Krım tekrar Türk Yurdu olacak, Karadeniz de artık bir Türk gölü olacaktır. Bİ'İZNİLLAH. Türk Milleti' de artık lâik ve kemalist fikirleri terkedip, heykeller önünde saygı duruşunda durmayacak, asıl görevi olan Hilâfet Makamı'nı tekrar tesis edecektir. YARABBİ BİZLEREDE GÖSTER BU GÜZEL GÜNLERİ ..ÂMİNNN.....
Bir horoz varmış.
- Her sabah ezan okuyormuş.
- Sahibi demiş ki :
- "Tekrar, tekrar ezan okuma !
- Yoksa tüylerini yolarım."
- Bu tehdit karşısında horoz korkmuş ve kendi kendine demiş ki :
Ne güzel söylemiş gönlü güzel,
''Uçar gider gam, kasvet;
aşk ile bir kere seyret.
Enginden gelecek davet,
hoşluk senin yüreğinde.'' diye.
Hoşluk, sizlerin yüreğinizdeki nuru iman efendim..
Dedem derdi ki:
"Hoş bulmak için,
"hoş geldin" i duymalı insan...
Hoş görmek için, hoşluğu görmeli...
İnsan insanın aynasıdır kızım...
Yağına kıyamayan çöreğini kuru yermiş...
Hüner, söylemek değil dinlemektir.
Dinlemeyenler öğrenemezler.
Öğrenemeyenler bilemezler.
Bilemeyenler olamazlar.
Hattatlarımız sadece yazı yazmıyorlardı.
Kamışlarından ahenk içerisinde,
ince ince süzülen çizgiler, motifler;
hüsn-i hattın "sülüs, nesih, muhakkak, talik, divani, rika"
türleriyle estetik bir hayatı inşa ediyorlardı.
Ve bu hayat bizim kimliğimizdi.
yine yüregim daralmis uyandim , sizliyorum
Yesil vadilerde el el dolastigimiz
Bulutlar üstünde yürüdügümüz rüyalar
Ne fayda hafa acik veya kapali
Iki avuc su calarsin yüzüne
Kahve de cay da care olmuyor hüznüne
HUZURLU YAŞAMANIN BİLİMCE EN GÜZEL TESBİTİ
-----
- bu dünyada hiç bir şey kalıcı değil. Hatta sorunlarımız bile.
- yağmurda yürümeyi severim. Çünkü göz yaşlarım farkedilmez.
Merkezde varsa insan
Huzur var,Guven var sevgı var
Merkezde varsa para
Sevgıde yok saygıda yok
HZ EBUBEKİR’İN VASİYETİ :Hz. Ebubekir vefat etmiş Hz.Ömer hilafeti teslim almış, devlet emanetlerini inceliyor bir akşam vakti Sandıklar açılıyor, evraklar ve mali hazineye ait altınlar, dirhemler tasnif edilip devir teslim yapılıyor.
Evrakları tek tek inceleyen Hz. Ömer sandıklardan birinde bir kavanozla karşılaşıyor. İçi dirhemlerle dolu kavanozu merak ederek açıyor. İçinden şu not çıkıyor: “Ben ki; ALLAH Rasülü’nün Halifesi Ebubekir Hilafetim süresince devlet hazinesinden bana bağlanan maaşı almaya haya ettim ve hiç kullanmadım. Çünkü bulunduğum makam; tebliğini ücretsiz, Hak Rızası için yapan Rasül makamı idi.
Tamamen kendi gayretimle geçindim. Benden sonra gelecek halifeye teslim edilmek üzere tüm maaşım bu kavanozdadır. Devlet hazinesine kaydedilsin!
Hayatı Hz. Ebubekir’le hayır yarışına dönüşen Hz. Ömer olduğu yere öylece çöker Ağlamaklı vaziyette şunları söyleyecektir:
-Ne kadar büyüksün Ya Ebubekir! Hayatında seni geçmeme fırsat vermedin, vefatın sonrasında da buna imkan tanımıyorsun Ne kadar büyüksün Ya Sıddık!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!