Coşkun, kızıl bir nehir ak omzuna dökülen,
Gürül gürül bereket, demet demet sevgisin...
Ve her sabah yükselen kızıl güneşte ruhun,
Perde perde salınan ay ışığı sen misin…
Bu şiirden süzülen kızıl nağmeler gibi,
Turuncu bir güneşin taa kalbindesin,
Başak başak ışık süzülüyor yanaklarından
Sarı ile kırmızının arası
Bir şal dökülüyor omuzlarından...
Olur mu böyle bilmem ki,
Parmaklarımı ağzıma götürüp,
İnce bir ıslık çaldım...
Anka kuşu geldi,
Kaf dağının ötesinden,
Tül tül kanatlarını çırparak.
Karadeniz…
Zümrüdü anka,
Ve en derini mavinin…
Yosun yosun çağlayan,
Ilgıt ılgıt ağlayan güzel,
Söyle,
Bir sis iner ıslanmış kül misali
Çöker ya her yere belli belirsiz
Silinir içinde sanki tüm evren
Yönler yiter zaman durur nedensiz…
Güneş kayıp, ay nerede bilinmez
Uzaktın, ama yakındın da...
Berrak bir gecede, bazan olur ya,
Karanlıktır heryer, ama ışıl ışıldır gökyüzü,
Sanki tek sen varsın evrende,
Bir de koyu lacivert gökkubbe...
Bilmem kaç bin ışık yılı uzaktan bakar ya sana
Bir sen vardın, bir ben,
Bir de yağmur,
Sağanak olduk, yağdık…
Bir mavi damla,
Bir kızıl sel olduk,
Dalıp dalıp mor renklere,
Çok uzaktan geldim, taa bulutlardan
Buzdan mor dileğim, kardan kelebek,
En renkli çırpınış, yüzünde gamzen
Sevgi romanımız, hiç bitmeyecek...
Duvarlar, sınırlar beni tutamaz
Hadi gel de uçalım,
İki farklı kanatta...
Ard arda değil ama,
İki ayrı kanatta…
Rüzgar okşasın bizi
Ben bir koza içinde,
Mavi buzdan, soğuk mu soğuk,
Duramadım kor ateşler içinde…
Ne sen kavurdun beni,
Ne de kızıl alevler,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!