siz tüm bunları biliyorsunuz tabii
ölmek göç etmekse bu diyardan
başka başka diyarlara
bir parça mülteci olacağız
ait olmadığımızdan değil
meyve ağaçlarını
herkesin babası işten dönüyor,
benim yok.
benim yalnızlıklarım var.
sanırsın azılı katil,
selam vereni yok.
Yüzümde kocaman bir insan oturuyor,
Kafamı nereye çevirsem o oraları izliyor
ben onu.
Kim küfretse üzerine alınıyor
Canını sıkıyor her şey yüzümdeki adamın.
dışarda yine kar, kış, kıyamet
gencecik boynun bunca acıya nasıl dayanıyor
hiç bilemeyeceğim behrinda.
öksürmüyorsun, ellerin ve ayakların soğuk sadece, ne iyi
sobamızda yakacak iki kucak odun daha var
ellerin ve ayaklarınla sarıl bana
Bu mahallenin işine ermez akıl sır
Derler ki Hüseyin de evvelce aşıktır,
Amma usandı nazdan, çekemedi kahır
Hal bu olunca evlilere kaydı göz
Evli ne yüzük ister ne nişan ne de söz
Salah Birsel'in affına sığınarak...
Ben bir şiir yazacağım
biliyorum.
Belki hiçbir yerde yayınlanmayacak
hiç kimse okumayacak
bir adam vardı ilerde kaybolmuş gibi
iki adım ileri gitti, duraksadı
sanki bir şey arıyordu ama, bu dünyadan değil
aradığı gökyüzünde gibiydi
bazen oynuyordu dudakları
kısık bir şiir okur gibi, iki adım daha attı
Bilmek yük
anlamak yük
cehalet ne büyük nimet imiş.
Duymak güç
görmek güç
avama göstermek gözünün önündekini
Bir bacağı kopmuş kedi
nasıl güvenebilirdi ki insanlara
eskisi gibi
Yağmur yağdı,
yürüsek diye düşündüm kaldırımlarda
-aylak aylak-
Yıldırım düştü bir yerlere, üzüldüm
gök gürledi, sarılışların geldi hatrıma
dolu başladı yağmaya, elim telefona gitti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!