Gürültü harmanında bir perişan can durur,
Heder olmuş zamana çark-ı felek vurur.
Gönlün sarayında ne neşe var, ne sürûr,
Kalabalık caddeler çığlık çığlığa korur.
Asfaltın bağrında can çekişir ümitler,
Beton surlar arasında uzar külfetler.
Eskiden bir gül açardı, bugün simsiyah dertler,
Nefes almaz oldu bak, o kadim memleketler.
Boğaz’ın suları köpürür de yas tutar,
Haliç’in bağrında derin sükût feryadı yutar.
Sultanahmet mahzun, Galata iç çeker durur,
Mecidiyeköy’de insan insanı unutur.
Ne bir safa kaldı bu çileli zamandan,
Ne bir iz belirdi o pür-nur ab-ı hayattan.
Şu meşakkat dünyasında zayi oldu hissimiz,
Sermayemiz hüzündür, karanlıktır aksimiz.
Bir telmih eyle bana, ey güzel İstanbul!
Şu yorgun sineye artık bir teselli bul.
Gündüzü hengâme, gecesi sonu gelmez bir an,
Şu ahir zamanda kaldık; ne mekân var, ne de an...
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 23:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!