1969 istanbulda doğdum Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunuyum Ticaretle uğraşıyorum
Mini mini amigurumi,
Küçük eller büyük hayali.
İplik dolanır ilmek ilmek,
Düğümler saklı benek benek
.
Mardin’in dağlarına kazıdım ismini,
Şuftuki be-ayni, unutmadım resmini.
Mezopotamya ovası kadar derin bu sevda,
Lâ tensani ya beledi, etme beni feda.
Kapımız açıktır, beytna meftuh her cana,
Kalker kayalardan beslenir,
Midyat’ın güneyinden süzülür,
Nusaybin’in kuzeyine varır Beyazsu.
Soğuk ve berrak,
Kalbi bembeyaz su;
Haziran alnında ateş,
Toprak çatlamış dudaklarda.
Temmuz terini fısıldar taşlara,
Ağustos güneşi keskin bir kılıç gibi vurur omuzlara.
Eskiler derdi:
Bayram adı üstünde,
Küsler barışır gönülde.
Kalpler iyilikle yarışır,
Sevgi büyük her sözde.
Muhtaç, yaşlı, akraba,
1950’li yılların bir köy akşamıydı…
Bir tas çorba, bir soba sıcaklığı ve iki insanın sessiz imtihanı.
Dedem, misafirine gönlünü açtı önce, sonra sofrasını.
Azdı ama eksik değildi; çünkü niyet tamdı.
Gece uzadı…
Dedem elini cebine attı, tütünü yoktu.
Mezopotamya’nın sarı tozlu rüzgârı
Kızıltepe’de aniden susar.
Kimsenin inanmadığı bir fısıltı yükselir topraktan,
Sanki çölün ortasında beyaz bir rüya uyanır.
Adı Emrud;
Bülbül:
Gül dalında sessiz durur
Çilem bana gece vurur
Her yılın mayıs'ında....
Toprakla buluşunca bahar damlaları,
Gözlerimde yeşerir eski hatıraları.
Rüzgär taşır uzak diyarlardan masalları,
Kalbime düşer sessiz, saklı dualar...
Kuşlar uçar mavi göklerin altında,
24 Kasım sabahı,
Herkes elinde kağıtla sınıfa girdi.
Bense boş eller,
Yüzümde mahcubiyet.
“Şiirin nerede?” dedi öğretmenim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!