Zaman denen o kanlı çark, / öğütürken canımızı,
Kefenledik umutları, bir çukurun kıyısında.
Ruhumuzun yarasıdır, bu dostluğun ayasında,
Miras bıraktık kadere, dökülen her kanımızı.
Karanlık sarmış dört yanı, gökyüzü bir kurşun rengi,
Toprak kustu sırları bak, mühürlendi dillerimiz.
Savruldu rüzgâra doğru, o yangından küllerimiz,
Bozuldu ömür pazarın, bulunmaz artık dengi.
Sırtımızda hançer izi, dostun eliyle açılmış,
Vefanın soğuk cesedi, sokaklarda sürüklenir.
Vicdanın o paslı sesi, kulaklarda körüklenir,
Gözyaşının her damlası, bir zehir olup saçılmış.
Paramparça aynalarda, arıyoruz aslımızı,
Çürüyor o mukaddes bağ, hıyanetin gölgesinde.
Bir baykuş feryat ediyor, bu virane bölgesinde,
Toprağa verdik sessizce, o sönmeyen yasımızı.
Hangi dua kurtarır ki, bu gırtlağa çöken eli?
Cehennemin ateşiyle, yıkanıyor anılarımız.
Dikiş tutmaz bir yırtıktır, kanayan bu yanlarımız,
Kırıldı güven köprüsü, taşkın akar öfke seli.
Elveda ey dert ortağım, ey gölgesi kara yılan!
Mezarımız aynı dertten, kazılacak sarsılmadan.
Bir nefeslik ömür kaldı, hesap günü sorulmadan,
Bizden kalan bu enkazdır, koca bir ömürden yalan.
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 02:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!