Oyun Bozan
Oyun kuran senarist, öyküyü kendi yazar.
Sahne alır hem gıcık, hem artist, oyun bozan.
Hep kendini beğenir, bozguncu oyun bozan.
Hiç kimseyi dinlemez, bir anda bağlar kopar.
Gezersin; çarşı pazar, parti, cemaat, mahrem.
Onlar babanın oğlu, sevdiğin mi namahrem.
Dört dörtlüksün, gözdesin, hep korkarsın Allah'tan.
Rubil’inden ayrıldın, kurtuldun mu, günahtan.
Trafikte efelik yap mahallede tandır.
Bunlar bacın, kardeşin, kendi kendini kandır.
Seni sevmek
Ağrı dağının zirvesi
Nefessiz kalır beden.
Karı kışı cabası,
Aşkına mahsus kisvesi.
Eteklerinin yeşili.
Seni anlatmak için güzel söze ne gerek.
Bakışın yeter, gözler yazmaz eğip bükerek.
Sözüm yok endamına senin nihal boyuna.
Müzevirler laf eder mizacına huyuna.
Kötü zamanda güzel günde, iyi ki varsın.
Küçük bir tebessümle, bin belayı savarsın.
Mazlum
Ateş düşen yüreğe, bir damla su dökersin,
Kerbela mazlumunun, umutları yeşersin.
Aşka sırt çevirenin mezarını kaz kalem.
Yazan çizen bilumum namerdini çiz kalem.
NAZARGAH
Esen tepe su yolu, evin önü güzergâh.
Gözledim balkonunu her gün yaptım nazar gâh.
Özledim yeter artık, boynuna sarılayım.
Önünde diz çökeyim, Tahiyyât’ta kalayım.
Gönlüm hem dünyada, hem ahrette seni seçti.
Yeri göğü yaratan alimdi, o sevdirdi.
Aşkı ruhuma, ruhu bedenime giydirdi.
Şükrüne sadık kaldım, anladım her şey ondan.
Kesintiye uğradık, başlayalım en sondan.
Evvel ahir Malik’ten, gizli kalmaz hakikat.
Bana ne diledinse, sana versin iki kat.
Sen dertlerime ilaç,
Gecelerimde miraç,
Dilimde oldun dua,
Yalvardım ol mabuda.
Hasretle yanar içim
ŞAŞI
At gözlüğün, dünyayı sana şaşı gösterir,
Gül diye diken, kirpik diye kaşı gösterir.
Öldün bittin sen, deyip, bir kalemde silip at.
Sonra senden kurtuldum, oh ne güzel yan gel yat.
Tabii hep meşgulsün, çok siyasi hobin var.
Şehit Ali
Gürledi yer gök, rahmet eteklerinden tuttu.
Devrildi dağ, Ali’mi kucağında uyuttu.
Bir akşamın afakı, yatak oldu semaya,
Nur yaydı arşı ala, döndü güneşe aya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!