Asker-Akademisyen
1974 yılında Elazığ'da doğan Dr. Rıza Güler, ilk ve orta öğrenimini Elazığ'da yapmış, müteakiben Işıklar Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu'ndan mezun olarak Teğmen rütbesiyle orduda subaylık mesleğine başlamıştır. 2025 yılında Albay rütbesiyle askerlik mesleğinden emekli olan Rıza Güler, Yöneylem Araştırması programında Yüksek Lisans ve Uluslararası Güvenlik ve Terörizm alanında Doktora eğitimini de tamamlamıştır. Amatör olarak kendisi ve Türk Milletinin yaşadığı tecrübelere yoğunlaşarak amatör şiir ve denemeler yazmaktadır.
Adalet, vicdanla açar hakikat yolunu,
Liyakat, ahlâkla korur vatanın umudunu.
Ahlâksız eller fitne tarumar eder âlemi,
İhanet kılıç çeker, keser nurlu kalemi.
Bülbül idi ahraz oldu,
Özünden nice maraz doğdu,
Vatanın bağrını hançer,
Dost eliyle vurdu.
Dağlar iniler kader ile,
Yiğitlik destanı atar her telden,
Askere laf atar, ama kaçaktır askerden,
Sorsan kefeni vardır dantelden,
Anlamaz vatan için ödenen bedelden.
Tayt pantolon düşer belinden,
Türküz biz Türk!
Yüreğimizde vatan aşkı,
Gözlerde ay yıldızı ak al bayrağın şavkı var,
Sinemizde millet aşkı,
Aziz vatana siper iman dolu göğsümüz var.
Cihan önünde ilk şahlanışta, bir hakan,
Metehan buyurdu: “Birliktir kuvvet yolu!”
Türk’ün sancağını yükselten ilk destan,
Ergenekon'dan çıkarak büyüdü kudret boyu.
Sonra bir Alparslan! Malazgirt'in koynunda,
Yıpransan da sanma takarlar madalya göğsüne,
Nitekim akıttığın terin, emeğin döner bir hayale...
Vefa denen şey sığmaz asla bu aleme,
Kimse dönüp de bakmaz, harcandığın mahale...
El verirsin nanköre, bir gün sana yabancı olur,
Türk’ün son kalesine saldırır zalimler,
Ancak kendi yıkılışını görmez bu kör kalpler.
Hırsın, gücün uğultusuyla sağır olmuş kulaklar,
Her şey bitti onlar için, ama fark etmez bunlar.
Zaman, hakikatin en sadık dostudur,
Ey oğul, bil ki insan kendi yolunun yolcusudur,
Yürek yüküdür bu ne dost taşır ne akraba.
Hayat bir aynadır, sana sadece seni gösterir;
Kendinden başka kimse derman olmaz sana.
Sözlere aldanma;
Mayıs gelir, zafer ruhu coşar,
Türk’ün gönlü bu şevkle yanar.
Fetih ve Samsun aynı destanı yaşar,
Geçmişten geleceğe bir nur saçar.
Fatih ve Atatürk bir kılıç kalem!
Koca bir dünya, sahte alkışlarla dönüyor,
Yalanla tırmananlar göklere tünüyor,
Sana mı düşer, eğilip bükülmek,
Sarmaşık gibi dolanıp yükselmeye meyletmek?
Sırnaşık olup bir çift göz gülsün diye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!