Dans döndü ateşle; korku vurdu taşa,
İlk nabız geceden öğrendi zamanı.
Gölgeler çoğaldı mağaranın başında,
Kalp yazdı toprağa suskun ilk şarkıyı.
Tarih, ilkçağ kıpırtıları, korku, ritm;
kalp çarpıntısı ve kinetik, titreşim, rezonans..
Taşın dili kana, kanın sesi tene,
Rüzgârın omzunda savruldu ilk ezgi.
Her adım bir çağdı, her çağ başka deneme;
İnsan yürümüyordu, dans ediyordu gizli.
Parçalanma, kımıltı, zorlama, ritm,
direniş ve devinim, etkileşim, rezonans..
Sonra hız çoğaldı; demir büyüdü camda,
Modern bir uğultu sardı bütün evi.
Aynalar eğrildi yalnızlığın akşamında,
Kimse duyamadı kalbin eski sesini.
Modernite, hız, yoğunluk, yalnızlık,
kaos ve bozuk düzende titreşen, rezonans..
Sanat eğdi taşı, beden büktü zamanı;
Kaosun koynunda gizlendi düzen.
Organik düşlerle örttü yaralarını,
Her yara içinden yeniden doğdu beden.
Kıvrımlı, bükülen, organsız neden,
Yersiz yurtsuz bir heyecan ve rezonans..
Ne ilk çağ geride, ne gelecek uzakta;
İkisi de aynı nabzın gizli yankısı.
Rezonans, kalbinden bugüne akan dansta,
Zamanın “sim ten gonca fem”li bitimsiz şarkısı…
[kAD’r+]
05 Temmuz ‘26
Kayıt Tarihi : 7.07.2026 14:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Rezonans" adlı bir modern dans gösterisinden duyumsayarak...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!