Yanardağ gibi gönlüm
Lavlar atıyor tümsekleri
Dumanlı zirveleri
Ölüm kusuyor yüksekleri
Harlanmış ocak gibi düzlükleri
Eritiyor demir gibi özgüveni
Benin kalbim yanık bir buğday tarlası
Hasret kalınmış bir hasat, hem öncesi hem sonrası
Çökmüş kalmış dizler, zarar ziyan vakası
Her yer isli bir yangın faciası
Genzi yakan amansız bir aşk sancısı
Közleri kör etmiş gözleri, kül sofrası
Yaz çiz
Karalama gibi
Yap boz
Bulmaca gibi
Sonunda kader getirsin
Seni karşıma
Terk etmeyi öğret bana ya Rabbim
Hem leylayı hem dünyayı
Bulmayı öğret bana ya Rabbim
Hem devayı hem deryayı
Unutmayı öğret bana ya Rabbim
Hem derdi hem namerdi
Sen gök yüzüne bakarsın
Yer yüzündekiler sana
Yanakların yarım ay
Dudakların zarif birer hilal
Binlerce yıldız sönük kalır
Bakışların dünyamızı aydınlatır
Bir resimim ben
Bir ressamın yarım bıraktığı
Son nefeslerinde heves ettiği
Ama ömrünün yetmediği
Fırçayı güç bela attığı
Yetim bir tuvalim ben
Yaşasın kardeşlik
Yaşasın adaletli birlik
Alın terine saygı isteriz
Emeğe saygılı yurttaş isteriz
Sevgide birleşelim deriz
Bayramları kaygısız isteriz
Yaşayan bir şairin kalbi güm güm atar;
Uzaklarda, Loire Vadisi’nde,
Tours şehrinde...
Deli dizgin akan bir su gibidir o kalp,
Kültürlerin o asil dansı gibi.
Doruktadır heyecanı şairin,
Yasla başını şakaklarıma
Dinsin zihnimdeki fırtına
Dağılsın içimdeki kara bulutlar
İstemiyorum bulutlardan yağmur
Neme lazım, sel olur sonra
İhtiyacım yok ne bereketine
Ter aktı leke oldu gömleğe
Yazık oldu emeğe
Sımsıkı sarıldık
Ha bire çabaladık
Ama neticesi yalan oldu
Boş kalan el oldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!