Yüzünde saklanır gülistan yeri,
Yolunda arklanır zem zemin seli,
El pençe duruyor güzellik piri,
Namını yerlere indiriyorsun...
Gülümser hallerin ganimet günü,
Gülüşün Sahrayı, yeşile boyar
Yüzünde can suyu dökülmüş gibi
Kaşını eğince yıldızlar kayar
Şavkı bakışından yıkılmış gibi.
Azıcık yaşasam senin yanında
Dilinin ve dişinin arasına
bir "hoşçakal" sıkışmadan
suçlu ve hukuksuzca
gidiyorsun....
Gideceğini bilsem,
Gelişinle ürküttüğün kederi
Gülüşüm'ün musallatı etmesen
Bilmiyorsun götürdüğün neleri
Duruşumun asaleti gitmesen...
Soğuktur sensizliğin yetimhanesi
Gülümse kıyamet sonraya kalsın
Gülümse! kafir de cenneti bilsin
Baba sevgisini unutmuş yetim,
Gülüşünde saklı şefkati görsün.
Gülümse! sulansın umut merası
Hangi güzel dostu ömrüne doyar
Gezdiği her yeri cennetten sanar
Güzel sofrasına misafir olan
Bandığı zehiri, şerbetten sayar
Güzel diyarına iskan olanlar
Harfinde ikamet sevda iskanım,
Sürgüne gönderme Hakkın kuluysan
Belinden uzanan telde meskenim
Saraya sürdürme Hakkın kuluysan...
Matemi, bayrama çevirir adın
Kalu bela emri olduğum ansın,
Ana rahmindeyken bulduğum cansın,
Yönümü dünyaya döndüğüm günsün,
Salındığın demlerin hatırına doğdum.
Zülfünle belenip kundağa girdim
Argına zulmeden kirli suların
Çamurlu selleri elbet duracak
Tüyü bitmemişin süt hırsızları
Belendiği kundak hesap soracak..
Emekçi terine konan sinekler
Şeddeli saltanat eceli tanır
Azrail memuru torpili bilmez
Feriştah torunu bu sonu görür
Makama, kimliğe takılı kalmaz..
Saraya sığmayan, Sinine sığar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!