Sen A şehrinden
ben B şehrinden
saatte 200 km ile de çıksak,
- aramızdaki saat farkı hep aynı kalacak
güzelliğinden bahsederken,
dallandırıp budaklandırmalıyım aklımın kafiyelerini
ve sana redifleyebilmeliyim tüm sözcüklerimi..
hiçbir ölçüyü kaçırmamalı, adını anarken dilim,
bütünlüğü bozmamalı hecelerim
ve adını koyabilmeliyim, cümlelerimin en oturaklı kısmına,
beyaz bir kağıdın ön yüzüne karalanmaya başlandı kelimeler
ne yazılacağı bilinmeyerek içten ne gelirse dökülmeye başlandı
...
saçların mesela..
rüzgarlara inat dalgalanan, senin gibi inatçı olan
saçların gelir aklıma
bileklerimden akıyorsun bu gece,
hayatı ıskalama adına ne varsa yaşamaktayım..
her nefeste bir öfke doluyorken ciğerlerime,
sana dair ne varsa kusmaktayım.
toz pembe hayallerin, kan kırmızısına dönüştüğü
bir geceden gelmekte yüreğim
İçimde bir huzursuzluk vardı dünden,
ya sabahlar uzaktı geceye
yada ben geç kalmıştım çoktan..
Şehrimin, bana isyan bayrağını kaldırdığı zamanda çıkageldi
bir akşamüstü kapıma.
Her kim,
yara giden yolların altyapısını vaadediyorsa
- oyumu ona vereceğim
Göz kapaklarımı,
dinlediğim şarkının sol anahtarına
asılı bıraktım
şayet
şarkı bitince gelirsen
onları kapalı bulma diye..
Ben kıyamadığımdan koyamazken
başımı omzuna
şimdi omzun,
mesken tuttuğun kalplere
yastık olmakta
Sen kalbindeki bir kişilik kontenjanı
ona ayırırken;
o gider başka kalplerde
yer kavgasına tutuşur..
Ne de çok sevmişler meğer
Ölümüne..!
Ölmüşler de ağlayanları yok.
Nasıl da durmuşlar sözlerinde
Son nefeslerine kadar kalacaklarını söyleyenler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!