Üstü başı yırtık, dokuz yamalı
Saç sakal karışmış, bıyık burmalı
Sorsan ki gözünde, hiç dünya malı
Geçmişi önüne, döküp ağladı
Usulca kapıya, vardı yavaşça
Sözlerim sanadır, artık beni duy
Bu yorgun bedeni, üzme be gönül
Ne zaman bitecek, sendeki bu huy
Nefsin deryasında, yüzme be gönül
Kendinle olmaya, sen haşır neşir
Yine hüzün doldu, düşen mısralar
Gençliğim o çağlar, gözümde tüttü
İçimde bir hasret, var bu aralar
Gezdiğim o dağlar, gözümde tüttü
Gelmez ki o günler, daha elbette
Büyüklere selam olsun sözümüz
Vatan millet aşkı daim özümüz
Zam haberi doldu artık gözümüz
Üç günlük dünyada gülsün yüzümüz
Aklım fazla ermez pek siyasete
İnsanlar tapar oldu kendi yaptığı puta
Kul köle oldular acımasız Nemrut'a
İnsanlığın durumu içler acısı vahim
Putları yere serdi o Hazreti İbrahim
Allah dedi ki ona; artık benim Halilim
Allah, insanı topraktan yarattı,
Akıl fikirle özenip donattı,
Bütün âleme insanı anlattı,
Şeytan, kendini beğenmiş inattı.
Yaratılandan farkı akıldı,
Emeğin göstergesi, nasır tutmuş elinden
Yazın çöl sıcağında, kışın kara yelinden
Yorgun düşmüş bedenin, besbelli her halinden
İşçi emekçi kardeş, bayramın kutlu olsun
Her gün helalleşerek, madenin ocağından
İSTİKLALİME
Ne ödüldü ne ündü, beklentisi dünyadan,
Yazdırır İstiklali, hayvan cerrahından,
Süzülmüş o nameler, ilahi bir deryadan,
Gönüllere dökülmüş, Tacettin Dergâhından.
Vardım kabristana sessiz bir yapı
Etrafı çevrilmiş tahta bir kapı
Topraktan yapılmış ölçüsü çapı
Karışmış toprağa boylu boyunca
Gencecik toprağa varıp gidenler
Yörünge vermiş Allah, Güneş Ay ve Dünyaya
Mekan kılmış Dünyayı Adem ile Havva’ya
Toprak ile halk edip can vererek ete
Annenin ayak altında göndermiş o cennete
Adem de sahip çıktı can yoldaşı emanete




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!