Mezarının taşı bile solmuş,
Gelenin gidenin olmayınca.
Zamanın eli rengini almış,
Bir selam verenin olmayınca.
Toprağın sessiz, çiçeklerin kurak,
Yer sarsıldı, gök sustu o kara gecede,
Karanlığın içinde bir feryat yükseldi.
Sen doğdun minicik ellerinle hayata,
Emine Erva adı mucizeyle geldi.
Yıkılan taşların arasında açan çiçek,
Sensizlik çok zormuş, bilemedim
‘Hakkını helal et anne’ diyemedim
Doyasıya yüzünü göremedim
Oradan sessizce ‘oğlum’de annem
Babam odasına resmini astı
Bu dünyaya beş evlat getirdin
Besleyip büyüttün bu yaşa getirdin
Bize her zaman saygı sevgi Öğrettin
Hepinizi Öksüz koydun gittin annem
Hepimiz evlendik yuvamızı kurduk
Gözlerinde dünyalar kadar ışık,
Gönlümüzün en güzel baharı sensin.
Her adımın sevgiyle, neşeyle karışık,
Ömrüme ömür katan canım kızım.
Adın gibi güzel geçsin her günün,
Adımların çekildi bu evin eşiğinden,
Sanki dünya eksildi en temel yerinden.
Duvarda asılı kalan o sessiz gülüşün,
Gidişin değil babam, en çok varlığın özlenen.
Sesin yankılanır hala boş odalarda,
Güneş doğmadan düştüm yollara,
Ayaz vurdu, sızım geçti kollara.
Helal rızık peşinde koşan Ramazan,
Nasır tutan ellerle tutundu dallara.
Her çatlakta binlerce çile gizli,
Tam on iki yıl oldu sen gideli buradan,
Bir kez bile geçmedin uykumdaki yoldan.
Oysa ne çok isterdim bir an olsun seni,
Saçımı okşayarak "büyüdün" demeni.
Yükün ağır gelir bazen omuzlara,
Sığmazsın artık bu dar sokaklara.
Ramazan gibi sabırla beklersin,
Ulaşılsın diye o huzurlu şafaklara.
Gönül yorgun, gözler dalar uzağa,
Sabahın nuruyla düşeriz yola,
Ramazan gibi mertçe dururuz.
Vermek bilmeyiz işimizde mola,
Hakkın rızasını burda buluruz.
Gönlümüzde sabır, elimizde iş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!