Uzatın elinizi
Konuşun birbirinizle
Sorunlar çözülsün
Dokunun birbirinize
Aşkınız büyüsün
Giderken bir yere
arkana daş bağla,
dinlenirken sırtını
daşa daya.
Sıkıntılı anında
sırtını dayadığın,
Sen suçla ve küçük düşür,
ben savunmasız ve
çaresiz hissedeyim kendimi,
sonra aramıza duvarlar örelim,
istersen gerilim odasında
boğulup gidelim.
Atla – arı, kurtla kuş,
Ormanda yaşardı,
Üç kasım akşamı,
Sis kapladı ormanı,
Karanlıkta,
Bir çığlık bile atamadan,
Bu gün yine
keyfim yok,
suçlusu ben mi yim.
Yok mu? suçun
hiç senin.
Bu eşref saatini
Uzun yolculuğun sonunda
şelalede yudumlarken kahveyi,
hafif bir sis sardı Ankara'yı.
Akşamın karanlığı çokmüştü üzerime,
beni gözlüyordu ay,
Sıcak dost elinin avuçlarında
Bir garip öldü.
Ruhla beden,
Bir candı.
Bedeni toprak,
Ruhunu nefes,
Alıp götürdü.
Ben af ettim.
Sen af ettinmi?
O af edecekmi?
bilinmez.
Hayat o kadar adaletsiz,
O kadar acımasız ki.
Hayatımı zorlaştıran aşk
kolaylaştıran sevgi,
Aşkım ne kadar dahi ise
bir o kadar deli,
Aşktan yaşanan duygular acı
acının adı sevgi,
Yaklaş yaklaş
daha da yaklaş,
korkma;
yaptığımız
günah değil,
bak;




-
Elif Şahin
Tüm YorumlarHocam merhaba, şiirlerinize denk geldim ve beni cok derinden etkiledi. Nasıl olur da bu kadar içten duygularla yazılmış şiirler geri planda kalır. Eğer ki müsade ederseniz sizi görmek isterim size ulaşabileceğim bir mecra bulamadım umarım hayattasınızdır ve tanışma imkanım olur