Ne her gelen oturur o masaya, ne her kadeh kalkar şerefine.
Rakının beyazlığı bile bir sırrı fısıldar o masada,
Sustukça derinleşen bir sessizlik çöker omuzlara.
Anason kokar, ama bahane kokmaz.
Bir söz döküldü mü hesabı sorulur, bir suskunluk kırıldı mı ömür biçilir.
Kimse kimseyi oyalamaz, kimse kimseyi beklemez boşuna.
Ya içersin ya içmezsin, ya anlarsın ya terk edersin.
Ortası yoktur rakı masasının, tıpkı sevda gibi.
O masada dökülmeyen gözyaşı olmaz,
Dökülen her damla yıllardır içine attığın bir şeyin adıdır aslında.
Kimse avunmaz orada, kimse teselli bulmaz;
Sadece biraz daha gerçek olur, biraz daha çıplak.
Bardaktaki buz erir
Ama o gece içilen en ağır şey asla rakı değildir.
En ağırı, birinin gözlerinin içine bakıp da söyleyemedikleridir.
Bir kere oturdun mu, kalkamazsın artık kolay kolay.
Her yudum bir sözün altını çizer, her kadeh bir cümlenin vekili olur.
Kadehi kaldırmak yetmez.
Dudaktan dökülen her “şerefe”, vicdandan dökülmüyorsa eğer,
Yalnızlık daha ağır basar kalabalıktan.
Özünü masaya koymayan, yüreği olmayan, kaldıramaz da kadehi.
Bilmeyen sanır ki rakı masası dert dağıtır.
Oysa dertlerini dağıttığını sanan, aslında yalnızca kendini kandırandır.
Ne hal hatır sorulur ne de geçmiş.
Sadece o an vardır, o kadeh, o nefes, o sessizlik.
Ve o sessizliğin içinde, herkes kendi hesabını görür.
Herkes kendi yarasına içer.
Kimseye hesap vermek zorunda değilsin orada;
Ama kendine veremediğin hesap yüzüne vurulur.
Bir an gelir, kadehindeki sıvı değil de o güne kadar yuttuğun bütün sessizlikler yakar boğazını.
İşte o zaman anlarsın:
Rakı masası bir kaçış değil, bir yüzleşme yeridir.
Ne kadar kaçarsan kaç, masanın öbür ucunda yine bulursun kendini."
O masada ne bir kahraman olursun ne de bir mağdur.
Sadece kendine düşman olanlar, bir de kendine dost olanlar vardır.
Dost diye oturan, sırtını dönmez; düşman diye oturan, kaldırmaz bile kadehi.
Bunu öğrenmek yıllar alır,
Kimse seni zorla oturtmaz o masaya.
Gelirsin, oturursun, susarsın, içersin.
Ama oturduysan eğer, o masanın bir adı olduğunu da bilirsin.
Ne şerefe olur orada ne de şerefsizlik.
İşte böyle bir şeydir rakı masası.
Ne yarım yamalak sevgiyi taşır, ne yalanla oturmayı.
Burada içilen her yudum bir adak gibidir.
Adak bozulmaz, meclis dağılmaz.
Çünkü rakı masası nikah masası gibidir, herkesle oturulmaz.
Huban Asena Özkan
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 19:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!