Perişan...
Beton doldu yeşil dağın arası
Ağaçlar perişan, orman perişan
Kapanmıyor tabiatın yarası
Ceylanlar perişan, harman perişan.
Gönül gözü kördür, görmez helali
Talan ettiler o eşsiz cemali
Yıkıldı İda’nın beyaz hayali
Pınarlar perişan, derman perişan.
Mertlik kulesini yıktı namertler
Yüreğe oturdu bitmeyen dertler
Gurbet ele düştü yiğitler, sertler
Yollarımız perişan, kervan perişan.
Töreyi unuttu asilzade soy
Sessizliğe gömüldü kasaba, köy
Gidenin ardından çalınmıyor toy
Düğünler perişan, meydan perişan.
Hekimim küsmüş de terk eder yurdu
Adalet mülküne haramiler vurdu
Kuzuyu kaptırdık, kolladık kurdu
Mizanlar perişan, ferman perişan.
Dokuz boğum boğaz, kelam süzülmez
Hak yoldan sapanın izi izlenmez
Bu büyük yaramız yama gizlemez
İğneler perişan, urgan perişan.
Kul Hasan söyler de kimler işitir?
Vicdan dediğin o kutlu eşittir
Geçmişten geleceğe bir teşriştir
Nesiller perişan, devran perişan...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 16.3.2026 12:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!