Parlamenter Sisteme Dönüş
Tek adam rejimi, devlete ve millete giydirilmiş bir deli gömleğidir.
Çünkü devletin bütün gücünü tek bir makamda toplamak, yalnızca iktidarı güçlendirmez; aynı zamanda iktidarın değişmesi hâlinde devlet mekanizmasının tamamını bir siyasi rövanş alanına dönüştürme riskini de büyütür.
Bugün iktidarın en büyük endişelerinden birinin de bu olabileceğini düşünüyorum.
Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile cumhurbaşkanına verilen geniş yetkiler, yarın aynı yetkilerin başka bir siyasi anlayış tarafından kullanılabileceği gerçeğini de beraberinde getiriyor.
Siyasette bazen insan kendi kurduğu sistemin, bir gün karşısına çıkabileceğini düşünür.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapılacak bir anayasa değişikliği tartışmasının yalnızca demokratikleşme açısından değil, iktidarın kendi geleceğini güvence altına alma arayışı açısından da okunması gerekir.
Yeni Bir Uzlaşma İhtimali
Erken veya zamanında yapılacak seçimler öncesinde ya da seçim sonrasında gündeme gelebilecek en önemli anayasal değişikliklerden biri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden yeniden parlamenter sisteme dönüş olabilir.
Başbakanlığın yeniden kurulması, hükümetin Meclis çoğunluğundan çıkması ve cumhurbaşkanının daha çok tarafsız ve sembolik bir devlet başkanı konumuna getirilmesi, Türkiye'de yeni bir siyasi uzlaşmanın kapısını açabilir.
Çünkü yüzde 50+1 oyla cumhurbaşkanı seçilmek, bugünkü siyasi ve toplumsal parçalanmışlık içerisinde oldukça zor bir denklem yaratmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ister istemez toplumu iki büyük siyasi blok etrafında sert biçimde kutuplaştırmaktadır.
Oysa parlamenter sistemde hükümet kurma sorumluluğunun Meclis'e verilmesi, farklı toplumsal kesimlerin temsilini ve uzlaşma kültürünü güçlendirebilir.
Fakat Geçmişle Hesaplaşma Sorunu Var
Burada çok önemli bir başka mesele daha vardır:
2017 referandumunun hukuki ve siyasi tartışmaları.
Özellikle mühürsüz oyların geçerli kabul edilmesi konusunda yıllardır devam eden tartışma, referandumun meşruiyeti üzerine ciddi bir gölge düşürmüştür.
Ancak burada hukuki bir ayrımı da yapmak gerekir:
Bir seçimin veya referandumun geçmişe dönük olarak geçersiz sayılması, yalnızca siyasi iradeyle yapılabilecek basit bir işlem değildir. Böyle bir kararın hangi hukuk mekanizmasıyla, hangi mahkeme tarafından ve hangi anayasal yetkiye dayanarak verileceği ayrıca tartışılmalıdır.
Çünkü geçmişe dönük olarak bütün seçimleri, atamaları ve kamu işlemlerini geçersiz saymaya kalkmak, devlet düzeninde çok büyük bir hukuki ve siyasi belirsizlik yaratabilir.
Türkiye'nin ihtiyacı geçmişi yeniden üretmek değil, geçmişten ders çıkararak geleceğin demokratik hukuk devletini kurmaktır.
Rövanş Değil, Hukuk
Bu nedenle yeni sistemin temel ilkesi rövanş değil hukuk olmalıdır.
İktidar değiştiğinde devletin intikam aracına dönüşmemesi gerekir.
Yolsuzluk varsa soruşturulmalıdır.
Suç varsa bağımsız mahkemeler tarafından yargılama yapılmalıdır.
Kamu zararı varsa ortaya çıkarılmalıdır.
Ama bunların tamamı hukuk devleti içinde yapılmalıdır.
Bir siyasi iktidarın yaptığı yanlışları başka bir siyasi iktidarın başka yanlışlarla düzeltmeye çalışması, yalnızca kısır döngüyü devam ettirir.
Türkiye'nin ihtiyacı:
“Sen yaptın, ben de yapacağım” siyaseti değil;
“Bir daha hiç kimse yapamasın” düzenidir.
Yeni Anayasanın Asıl Amacı
Parlamenter sisteme dönüş yalnızca başbakanlığı geri getirmekten ibaret olmamalıdır.
Asıl mesele devletin yönetim felsefesini değiştirmektir.
Güçler ayrılığı yeniden kurulmalıdır.
TBMM gerçek anlamda yasama organı olmalıdır.
Yargı bağımsız ve tarafsız hâle getirilmelidir.
Milletvekili iradesi parti yönetimlerinin gölgesinden çıkarılmalıdır.
Kamu yönetiminde liyakat esas alınmalıdır.
Devlet bütçesi şeffaf olmalıdır.
Kamu kaynakları denetlenebilir olmalıdır.
Yerel yönetimlerin demokratik yetkileri güçlendirilmelidir.
Ve en önemlisi:
Hiçbir makam, hiçbir kişi, hiçbir parti devletin üzerinde olmamalıdır.
Devlet kişilerin değil, milletin devletidir.
Yeni Dönemin Sözleşmesi
Türkiye'nin ihtiyacı, bir siyasi partinin diğerine üstünlük kuracağı yeni bir sistem değil; bütün yurttaşların kendisini güvende hissedeceği yeni bir demokratik toplumsal sözleşmedir.
Parlamenter demokrasiye dönüş, eğer gerçekten gerçekleşecekse, eski parlamenter sistemi aynen geri getirmek yerine onun eksiklerinden de ders çıkaran daha güçlü bir model oluşturmalıdır.
Ben buna:
Katılımcı, çoğulcu, şeffaf, hesap verebilir, halkçı ve hakça parlamenter demokrasi diyorum.
Çünkü mesele sadece hükümet sistemini değiştirmek değildir.
Mesele;
devleti yeniden milletin devleti yapmak,
siyaseti yeniden halk için yapmak,
hukuku yeniden üstün kılmak,
ahlakı yeniden siyasetin merkezine koymaktır.
Türkiye'nin çıkış yolu bir kişinin gücünü başka bir kişinin gücüyle değiştirmek değildir.
Çıkış yolu, kişilere bağlı olmayan güçlü demokratik kurumlar kurmaktır.
Çünkü gerçek demokrasi;
iyi insanların iktidara gelmesine güvenmek değil,
kötü insanların iktidara gelmesi hâlinde bile devleti bozamayacak bir sistem kurmaktır.
İşte gerçek parlamenter demokrasi budur.
Kuvvetli devlet, güçlü liderle değil; güçlü kurumlarla kurulur.
Ve Türkiye'nin geleceği, bir kişinin iradesinde değil, milletin ortak iradesinde olmalıdır.
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 14:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!