Gün;
Ayrılıktan kalan...
Kimse anlamayacak
Kimse bilmeyecek...
Seviyorum desem...
Yine sensizliğe yoğrulmuş düşler
Bir hasretlik “gün kokusu” havada…
Bilmem! Sayamadım; kaçıncı 'kuşlar'?
Saydığım bir tek “dert”, “ümit yolunda'...
..
Çoban yıldızının aydınlığı kadar durgun ve ince,
Bir kız görüyorum hep düşlerimde…
“-Yalnızlığın; yalnızlığımdır” diyor.
…ve gidiyor.
…Sessizce.
Ellerini...
Yanaklarını...
Dudaklarını, belki...
incitmeden yüreğindeki masumiyeti...
ve yüzündeki tebessüme dokunmadan;
öpebilmek...
Doğ dersin doğulur.. Öl dersin ölünür..
Ne bir eksik ne bir fazla olunur..
Ne bir adım atılır geri.. ne de durulur
Ol dersin.. Zamanda bir seyyah olunur..
Sevdalar yana yakıla ayrılık,
sevdalar döne dolana hüzün…
…Sen kusuruma bakma iki gözüm
bu karamsarlık bana, dünden hediye;
Vakitsiz bir yalnızlıktan…
Ufkumda uzanırken ayrılığın hududu
derim, o yar benimle daim mülteci kalsın.
Yıkılsın uzaklarda ocağı barkı, yurdu;
gidecek dünyada tek, gönlümde yeri kalsın.
Sen hangi kuzeyin iklimindesin
öyle hırçın, sisli
buğulu geliyor sesin... öfkeli
oysa yüreğimin baş köşesinde hala sözlerin
ama gözlerin... neden nemli?
ben aşka eğildim bir zaman
Hayalin vurdu yine bakırdan camlarına
Bir isimsiz günbatımıyla eşleşip yorgun
O sokaklar boyunca senle dolduğum dünya
Işıkları içinde solduğum İstanbul’un
Son güvercin de döndü yuvasına terasta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!