Özlemek diyorum,
öyle soyut bir kelime değil bu,
durmuyor sözlükteki gibi mahzun ve sessiz.
Özlemek:
Bir şafak vakti, mapusta
voltaya durmak gibi etten ve kemikten,
ya da bir tren garında, gecenin üçünde,
rayların soğuğunu duymak avuçlarında...
Ben seni özlüyorum.
Yani beton duvarlar arasında,
bir saksı sardunyaya hasret kalır gibi,
yani denizi görmemiş bir çocuğun
maviye olan o ilk, o büyük iştahı gibi.
Saat sekiz,
saat dokuz,
saat on...
Zaman akmıyor be gülüm,
zaman, senin olmadığın yerde
durmuş bir fabrikadır,
çarkları paslı, işçileri kederli.
Dişlerin, gözlerin, bir de o duru sesin...
Dünyanın en güzel ihtilali gibi
çınlıyor kulağımda.
Ama teslim olmak yok.
Ne bu ağır hasrete,
ne de aradaki kilometrelere.
Çünkü bilirim,
bu kavganın, bu bekleyişin sonunda
sen varsın.
Gelecek günler var,
ve senin o gülen yüzünle
kucaklaşacak koca bir memleket var
Kayıt Tarihi : 5.07.2026 17:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!