Oysa biz doğduğumuzda yeryüzünün
Her bir karışı toprağı paylaşılmıştı:
Fethedilecek bakir topraklar kalmamıştı.
Kutuplar bile parsellenmiş;
Atalarımızın bize mirası vatan ve yüreklerimiz dört parçaydı artık…
Önce devletler; sonra, mirler, nübela, derebeyleri, lordlar, asiller ve yeni yetme baronlar…
Hammadde imişiz biz, bunu da sonradan öğrendik.
Altında yatacak iki metrekarelik toprak kalmamıştı, kendimizin diyebileceğimiz…
Gözlerimizin acı yaşlarını içimize akıtmak dışında,
yapacak çok şeyimiz, adamakıllı planlarımız da yoktu, doğrusu…
Kederliydik ve zorlukla sürüyorduk ayaklarımızı.
Rüzgar, yarların aradında uluyordu durmadan.
İncecik dumanlar yükseliyordu, tezek yakılan bacalardan…
Artık, sessizce ağlıyorduk.
Ve başladığımız hiç bir işi bitiremiyorduk…
Ekmeğin kokusunu alamıyor, gülmüyorduk mesela…
Oysa ne büyük umutlarımız vardı, içimizi kaplayan.
Dünyayı değil belki, ancak hayatımızın hiç değilse bir kısmını değiştiririz, diyorduk…
İnsan, kıtlıkta nasıl çavdar ekmeğinden bıkarsa,
Biz de öylesine bıkmıştık bohem ve gayesiz yaşamaktan...
Bahar, dağların öteki yanına geçmişti artık…
Kış, mavi bulutların önüne katılmıştı.
Gençliğimizin ilk ilkbaharıydı bu.
Ve baharı arkada bırakmıştık;
Kırlangıç seslerinin yerini, aç kurt ulumaları almıştı.
Oysa, hala çocuktu yüreklerimiz.
Saçlarımız karma karış,
Ve yüzlerimizde geniş bir gülümseme izi.
Ah, bakışlarımızla öldürebilseydik tüm yetişkin kötülükleri…
Bir bahar akşamının leylak renkli aydınlığında,
Yüreklerimizin yarısını bırakmıştık…
Artık ayrılıyoruz.
Bahtın açık olsun.
Güle güle sevdiğim!.
Hoşça kal annem; hoşça kal babam; çocukluğum…İlk sevgim.
Kaybettik, hayat denen harbi…
Hoşça kal, hayat!
Kayıt Tarihi : 20.06.2026 11:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu derin ve melankolik metin, bir neslin hayal kırıklığını yansıtıyor. Bu pasaj, kayıp gençlik temalarını, zaten tamamen bölünmüş ve yerleşik güçler tarafından parçalanmış bir dünyanın ağırlığını ve ideallerinin hayatın acımasız gerçekleri karşısında yenilgiye uğradığının yürek burkan farkındalığını yansıtıyor. Parça, paramparça olmuş umutlar için dokunaklı bir ağıt görevi görüyor ve birkaç evrensel motife değiniyor: Bakir Toprakların Kaybı: Dünyanın tüm topraklarının sahiplenilmiş olduğunun farkına varılması, gelecek nesli fethedilecek bir sınır veya hayallerini inşa edecek boş bir tuval olmadan bırakıyor. Otoriteye Karşı Hayal Kırıklığı: Metin, sıradan insanları kendi kaderlerini şekillendiren bireyler yerine "ham madde" olarak gören güç yapılarına (emirler, feodal beyler, yeni ortaya çıkan baronlar) karşı acı bir uyanışı anlatıyor. Boğulan Bir Bahar: "Kırlangıçların seslerinden" "aç kurtların ulumasına" geçiş, gençliğin iyimserliğinin hayatta kalmanın acımasızlığı tarafından yutulduğu masumiyetin ani kaybını temsil ediyor. Boyun Eğen Bir Veda: Nihai yenilgi itirafı—"Savaş adı verilen savaşı kaybettik" "Hayat" teması, tutkularına boyun eğmeyen bir dünyaya teslim olmanın trajedisini yakalar.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!