Sen Dicle ol, ben de; hep asi Fırat,
El ele vererek, yan yana aksak.
Şatt'ül-Arab'da bir, birleşip sırat,
Köprülerden geçip, Hürmüz'e varsak.
Kil tablette sevdan, ben Ur'da esir,
Yaşanmamış ömrümü, buldum ben yüreğinde,
Ertelenmiş her anı, bir çizgi ellerinde.
Sen zamanı durdurdun, geri sardın her günü,
Umudun son bulduğu, bir yolun bitiminde…
Bir başka doğdu güneş, hep ılık esti rüzgar,
Çûna te yê bê wext bê dilê min bû,
Li ber mirinê me, veger, were, zû!
Hilweşîya ezman, bajar belavbû,
Te şewatek vêxist; agirek bê dû.
Şevên tarî direj, emrê min kin bû;
Kalbine asılı gönül sarkacım,
Bir sağa bir sola vurup duruyor.
Benliğimi saran, ebedi acım,
Çözülmez denklemdir, mektup duruyor.
Bahçemde bir gün kış, ertesi gün yaz,
Zehirli bir hançer, senin özlemin,
Kalbimin kanayan derinliğinde.
Ne zaman yanımda anılsa ismin,
Tutuşur bedenim, aşk ateşinde.
Özlemin kanıma karışmış zehir,
Anladık,
Güzelliğin kıyas kabul etmez…
Gecenin hüznüne, limandır menekşe gözlerin,
Aden incisi "dişlerin ve akpak gerdanınla"*,
Fahriye Abla'dan geriye kalır bir tarafın yok aslında.
Ne varsın ne yoksun gönül bağında,
Ne soğuk ne harsın yanan bağrımda.
Ne bakır ne kalay sevda çağında
Kendini tarif et, ben çözemedim…
Hem yârsın hem ağyar, aynı mekânda,
Güneyden bir rüzgar, bir sevda yeli,
Getirir zülfünden, ince bir teli.
Sessizce buradan, gittin gideli,
Kalmadı hayatın, anlamı Evin…
Beklenmedik muştu, kalbi bir selam,
Bir ebabil kuşu, gibidir sevdam,
Uyur gökyüzünde, ele güvenmez;
Yükselen çığlıktır, ok ile evham,
Saplanır kalbime, başkası bilmez.
Beklerim her akşam, konsun dalıma.
Aşık yandı her gün, maşuktu gülen.
Leyla sefa çekti, Mecnun üzülen.
Sevda ikliminde, en çok ezilen,
Satıldı sonunda, serkeş bihuşa…
Mecnun deli oldu, Leyla evlendi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!