NEYLESİN ÖLÜM
Ferman dinlemiyor ki, kalbe geçmiyor sözüm,
Sevdayı yaşayana söyle neylesin ölüm.
NİSA SURESİ
Nisa, kadınlar demektir. Bu sureye bu isim, girişinde ve sonuç bölümünde kadın haklarıyla ilgili bir takım devrim niteliğinde hükümler içerdiği için bu isimle anılmıştır. Bu sure kendisinden önceki Ali İmran suresiyle bir bütünlük arz ediyor. Bazı ayetleri ihtilaflı olmasına rağmen çoğunlukla hicretim dördüncü yılında nazil olmuştur. Uhud savaşı sonrası birtakım problemler çıkmıştır ortaya. 70 sahabe şehit edilmiş, birçok insan dul kalmış ve yetim kalan birçok çocuk var. İşte bu sure geride kalanların miras ve hukukunu düzenler. Yine bu surede eşler arası karşılıklı ilişkiler, eşler arası ahlaki davranışlar ele alınır. Yine bu surede mümin ve münafıkların ilişkileri ele alınır, kafirlerin, münafıkların birtakım özellikleri anlatılır. Feraizle alakalı hükümlerle son bulur.
1. böyle bir giriş, böyle bir konu için gerekliydi. Unutmayın ki, bu sure kadın haklarıyla ilgili hükümler içeriyordu. “Eğer siz kadınla ilgili bir problemi tartışıyorsanız bunu öncelikle insanlık zemininde ele almanız gerekiyor. İşte Kur’an bu manada bir zihniyet devrimi yapıyor. -Ya eyyühennas- Bu hitap ne erkeğe ne de kadınadır. Ey insanlar bu hitap sizedir. Bir yerde kadın sorunu varsa, orada insan sorunu vardır. Kadın problemini ele alacak bu ayetler, insanlık paydasında bir buluşmayı da öngörüyor…kendiniz zulme uğradığınızda insan oluşunuzu, Allah’ın bir kulu oluşunuzu yani Allah’ı hatırlatarak hak talebinde bulunuyorsunuz da niçin kadınları, zayıfları ezmeye kalkıyorsunuz. Çocukları, yetimleri, öksüzleri ezmeye kalkıyorsunuz. “Vel Erham”: erham kadın doğurganlık organı olan rahimden geliyor. Rahimin çoğulu. Rahimde rahmetten geliyor. Bu manada “erham” insanlık bağıdır. Kadın rahmi bu bağın sembolüdür.
2. Aslında birinci ayet bu ikinci ayete giriş için bir zihni hazırlıktı. Bu zihni zemini hazırladıktan sonra Kur’an, şimdi özel bir probleme dikkat çekiyor. O günkü dünyada, savaş sonrasında yetim kalan çocukların mallarına, yakın akrabaları göz koyuyorlardı. Yetime sahip çıkar gibi yapıp malına sahip çıkıyorlardı. İşte bu temel insani problemi ele alan Kur’an iki şeyi birden hatırlatıyor. Hem fiili olarak “onların iyi mallarıyla sizin kötü ve kalitesiz mallarınızı değiştirmeyin” diyor, hem de “değerli olan ahiret saadetinizi, değersiz olan dünya malıyla değiştirmeyin…Problemin bir devamı da onların mallarını mallarınıza katıp yemeyin…Böyle bir ahlak dışı davranışın hükmü ortaya konuyor. Büyük vebal…Bu ayetler sebepsiz yere indirilmiyor. Toplumda bir problem var her toplumda olabileceği gibi. Ayet toplumsal olaylara bigane kalmıyor. Çünkü Allah, insanın mutluluğunu istiyor. Çünkü Allah, hayata müdahildir. Allah toplumsal-sosyal hadiselere ilahi reçeteler sunuyor. Bu ilahi reçetelerin bir görünen yüzü var: ne dediği. Bir de satır araları var, ne demek istediği. Ne demek istediği üzerinde yoğunlaşılırsa Rabbimizin maksadı daha iyi anlaşılacaktır. Burada ne demek istediği açık. Elbette bu, hak ve kukuka riayet, insan vicdanının kabul etmeyeceği bir takım haksız davranışları reddetmek.
3. Günümüzde İslam’ın en çok üzerinde durulduğu konudur. Modern zihinle, tahrif edilmiş zihinlerimizle Kur’an’ı yargılamaya kalkmak aslında insanoğlunun yapabileceği en büyük şaşkınlıktır. Bir kere burada ne yapılmak isteniyor. Bir evlilik dörde mi yükseltilmek isteniyor, yoksa tersi mi? Önce Allah’ın muradını anlayalım. Allah’ın muradı burada evlilik sayısının aşağı çekilmesidir. O dönemde 3-5-7-10 hatta 15 kadınla evli olanlar vardı. Onun için Kur’an bu sayıyı öncelikle aşağıya çekiyor. Ve bu ayet indikten sonra birçok insan 4 ten fazla olan eşlerini boşuyor. İkincisi; yeni bir hüküm geliyor, bir metin geliyor, ilahi bir kelam. Mevcut olguyu değiştiriyor. Vahiy süreci içerisinde meseleyi hallediyor. İçki meselesi gibi. Bir de ikinci bir olgu var. Bu süreç vahyin süreci içerisinde değil de bu süreci taşan bir zaman içerisinde gerçekleşmesi. Kölelik ve çok evlilik buna dahildir. Bu ayette Kur’an 4 evliliği emretmiyor, aksine “adaletli davranamamaktan korkarsanız 1 tanesi ile yetinin” buyurarak tek evliliği tavsiye ediyor.
NUH SURESİ
İsmini muhtevasından alıyor. Mekki bir suredir. Hicret öncesine denk gelir. Hz. Nuh’un iman dolu mücadelesini anlatır. Tevhit ve adalet çağrısı. Bu konu bize şunu verir; tuğyan olan yerde tufan olur. Her tufanın bir Nuh’u her Nuh’un bir gemisi vardır. O halde ey müminler; karada gemi yapmaya devam edin. Tufan, tuğyan edenler için bir bela, iman edenler için ise bir fırsattır.
1. Bu kıssa Kur’an’ı Kerim’de 30yerde anlatılır. Ama her birinde vurgu değişiktir.
2. 3. 4. Mağfiret, affın en yücesi, üstünü tamamen kapatsın. Ecel, her yaratılmışa verilen kullanım ömrüdür.
5. 6. 7. Hakikate karşı kibirlendiler, yani şeytan gibi yaptılar..
NUR ALLAH’IM
İstiyoruz daim Seni,
Muhabbetin yar Allah’ım.
Biliyorum dünya fani,
Dilim lebbeyk der Allah’ım.
NEYDİ HALİMİZ
İnsan nisyanla mamul, çok çabuk unutuyor,
Çektiği sıkıntıyı, aşk ile avutuyor.
Daha beş sene önce, kalkardık ki zam gelmiş,
O GÜNÜ
Yaşadığı halde dünya yüzünde,
Yalanlayanların vay haline vay.
Ahdine sırt dönüp, durmaz sözünde,
Yalanlayanların vay haline vay.
OLMASAK DA BERABER
Aldığım nefes bile benden uzak bi-haber,
Sen benim canımdasın olmasak da beraber.
OLMAYALIM
Olur, olmaz her iş için,
Balıklama dalmayalım.
Selam verip tüm aleme,
Sorumlu biz olmayalım.
OLMAZ MI
Her doğruyu bilmek, hakkındır lakin,
Söylenmez her yerde, olmalı sakin,
RAHMAN SURESİ
Mekkidir. Adını ilk ayetinde n alıyor. Rahman; sonsuz rahmet sahibi demek. Kur’an’da Allah’ın isimleriyle başlayan tek sure. Furkan Suresinin 60, ayetinde yer alan “Rahman’da kim oluyor, neyin nesiymiş” sorusuna, müşriklerin inkârcı yaklaşımına bir cevap aynı zamanda. Hicr Suresinden sonra inmiş olmalıdır. İniş sırasına göre 43, sure.
Sure indiğinde, bu sureyi Kâbe’de müşriklerin önünde kim okur sorusuna; İbn-i Mesut ısrarla ben diye cevap verir. Müşriklerin kindar bakışları arasında bu sureyi okur. Tabi ki ağır bir biçimde dayak yer. O dayağın ardından müşrikler için “Daha önce onları hiç bu kadar zayıf güçsüz ve çaresiz görmemiştim” der. Nübüvvetin 5, yılına tekabül eder.
Allah’ın hayata her daim müdahil olduğu ayet bu surede geçer. 31 kez bu surede “Febieyyi…..” ayeti yankılanır. Bu yankı insanın ta yüreğinde sesini bulur. İnsanoğlunun buna verecek hiçbir cevabı yoktur. Bu ayetler nakarat değildir, kendinden önce gelen ayete bir atıftır.
1. Rahman: Rahman mı? Rahman’ın kim olduğunu mu soruyorsunuz? Rahman; rahmetle dolu, merhametle dolu, sevginin ve şefkatin kaynağı demektir. Rahman’ı inkar etmelerinin iki sebebi vardı. 1. Yanlış bilgi. Mekke müşrikleri Rahman ismini Yemenlilerin iki tanrısından biri olarak biliyorlardı. Oysa Yemen’de Hristiyanlar yaşıyordu. Onlar için de Rahman, Allah’ın bir ismi ve sıfatı idi. 2. Daha önemli olanı, Allah2ın hayatlarına müdahil olmasını inkar ediyorlardı. Uzak bir Allah’ı seviyorlardı. Putlarına da bir yer açıyorlardı. Ensesine tokat atacakları bir tanrı seviyorlardı. Onlar, Şah damarından daha yakın olan, onları koruyan, besleyen, her yaptıklarını yazan bir Allah istemiyorlardı.




-
İdris Akmetin
-
Ümit Özger
Tüm YorumlarYığın yığın olsa da,dağlar kadar günahım,
Senin şanındandır af,affet bizi Allah’ım.
Yüreğiniz dert görmesin.Dualarınız kabul olsun.
Neredeyse bir yıl olacak siz benim bir şiirime lutfedip görüş bildireli. Utanarak itiraf ediyorum ki şiirlerinizi okumaya bugün başladım. Antolojiye eskisi kadar sık uğrayamıyorum. Okuduğum iki şiiriniz diğerlerinin de çok güzel olduğunun habercisi. Allah nasip ederse hepsini okuyacağım. Selamlar...