VERMEK İSTEMESE
Cennetleri donatıp,haydi buyur der miydi?
Vermek istemeseydi istemek verir miydi?
Tugay’a)
hava güneşliydi
ve de sıcaktı
nasılsın diye dokunsam
belki de ağlayacaktı.
ÜSTÜ BIYIK ALTI SAKAL
Yine sabah erken kalkıp, servis otobüsleri ile Hareme geldik. Her zamanki gibi yanımda Orhangazi’li arkadaşım Ahmet var. Namazdan sonra Cennet-ül Bakiye geçtik. Değişik yerlerde okuduk ve okuduklarımızı gönderdik. Çünkü kim, nerede yattığı belli olmadığı için nerede durduysak orada okuduk.
Tam çıkmağa karar vermiştik ki, karşımızda bir kişi yanık sesi ile bazen de Türkçe karıştırarak ağıt yakıyordu. Yanına yaklaştık. Bitirene kadar bekledik. İran’dan geliyormuş. Azeri imiş, bazı kelimelerimiz aynı, bazısı değişik ama yine de anlaştık.
SÜRPRİZ BİR İSİM
Bugün cumartesi. Sabah namazından sonra kafilemiz toplu halde, AbdülHamit Han Hazretlerinin yaptırmış olduğu tren garını ve yanında ben bir Osmanlı eseriyim diyen camii şerifi gezdik. Cami ve gar Osmanlı mimarisinin Medine’deki temsilcisi sanki. Türkiye’deki eserlerin küçük örnekleri gibi. Ama bakımsız.1900’lerdeki kin hala devam ediyor herhalde.
Garda ziyaretimiz esnasında tadilat yapılıyordu. Osmanlıdan hiçbir eser bırakmayacaklar galiba. Gar binasının içini delik deşik etmişler. Zemini tamamen sökmüşler. Tadilat yapıyorlardı. Tren yolundaki raylarda sökülmüş. Bir şeyler yapıyorlar. Anlamak mümkün değil.
VEDA HAZIRLIKLARI
Yarın yolculuk var diye bu akşam hiç yatmadım. Çünkü yatarsam erken kalkmam zorlaşacak. Gece 00,30 a kadar otelin önünde arkadaşlarla muhabbet ettik. Sonra Ahmet arkadaşımı kaldırdım. Yürüyerek Mescid-i Nebeviye gittik. Ve hemen “Cennet Bahçesi” diye tarif edilen Peygamber Efendimizin (SAV) kabri ile minberi arasındaki yeşil halılarla döşenmiş yer. Sair zamanlarda bulabildiğimiz bir yerde kısa bir zaman için (2 rekat namaz kılana kadar) rica minnet bulabildiğimiz yerler, ne kadar sakindi. Kapılar yeni açılmıştı. Bu kadar sakin ilk defa görüyorum burasını. İstediğimiz yerde bir çok defa ikişer rekat namaz kıldık. Bu arada yavaş yavaş gelenlerde oluyordu. Keşke şimdiye kadar bu taktiği uygulasaydık. Ne kadar rahat oluyormuş.
(Aşk İkliminde Medine-i Münevvere havasını teneffüs eden dostlara; bu tavsiyemi dikkate almalarını özellikle tavsiye ediyorum.)
AREFE
Namazdan sonra güzel uyumuşum. Saat dokuza doğru kalktım, kahvaltımızı yaptıktan sonra, hanımlar Cebel-i Rahmete çıkmak istediler. Hadi gönülleri kalmasın diye yola koyulduk. Kaynanamda yanımızda tabi. Eksik kalır mı. Önümüzdeki tepeye çıkınca, karşımızda görünüverdi. Dün akşamkinden daha kalaba. Kaynanam karşı tarafa gideceğiz deyince hemen su kaynattı.
-Ben daha gidemem. Dedi.
OLMADI BİR DAHA
Öğle ile ikindi namazını otelimizin karşısındaki Binbaş camiinde kıldım. Sabah şeytana attığımız taşlar içime sinmemişti. Arkadaşım Ahmet’e “Ben şeytan taşlamaya gidiyorum” dedim. Sağ olsun beni yalnız bırakmadı. Ben de geleyim dedi. Ben Hanım ve Kaynanamdan, Ahmet hanımından vekalet aldı. Yola koyulduk. Şeytan taşlanacak yere en yakın oteller bizimkilerdi herhalde. Yarım saat ya sürdü, ya sürmedi.
Şeytan taşlama mahalline gelince, sabahki kalabalık ve yoğunluktan bir eser kalmadığını gördük. Bir grup taşlarını atıyor, geri çekilirken başka bir grup geliyor. Bu arada bir dalgalanma oluyor. Nerede sabahki kalabalık. Nerede şimdi ki azlık. Şeytan diye dikilen taş baktım ki tam karşımda; lanet olsun şeytana deyip, tam gözüne gözüne, önce kendi yerime sonra Hanımın ve Kayınvalidemin yerine tam 21 taş attım. Hepsi tam isabet. Ahmet’te aynı şekilde.
KURBAN BAYRAMI İMİŞ
Hac tavafımızı ve say’imizi sabah namazına kadar ancak yapabildik. Namazdan sonra otele gidip istirahat ettik. Saat 10.00 a doğru kalktık. Yılmaz Dayımı da yanımıza alıp öğle namazını Kabe’de kılıp, oradan teyze çocuklarının davetine icabet etmek için Mesfele’ye doğru yola koyulduk. Servis otobüsleri çalışmadığından taksi tutmak zorunda kaldık. Bekliyorlardı bizi. Servis otobüsleri arife gününden, bayramın dördüncü gününe kadar çalışmıyorlar. Bu arada Mescid-i Haram’a gitmek zorlaşıyor. Otelin önünden kalkıp, Kabenin dibinde indiriyor servis otobüsleri. Taksi tutup gitsek bile, yolları değişik oluyor. Trafiğe takılıyor. (Servis araçlarının yolları, özellikle de tünelleri özel. O tünellere sivil araçlar giremiyorlar.)
Teyze çocukları kurbanlarını kendileri kestiler. Onun için etleri bol. Kavurmanın zevkini Mekke’de de çıkarttık sayelerinde. Komşularını da davet etmişlerdi. Güzel bir sohbet çıkarttık. İkindi namazını cemaatle kıldık. Bacanağım Süleyman’da gelmişti yemeğe. İhramlı idi. Müftüleri ile beraber kendileri kesmeğe kalktılar kurbanlarını. Deve almışlar. Lakin kesmeden elinden kaçırmışlar deveyi. Kurban kesilene kadar ihramdan çıkamayacaklar.
ENDONEZYALI EBUBEKİR
Öğle namazından otele giderken tavukları aldım. Hanımda sofranın diğer hazırlıklarını tamamladı. Tavuk ziyafeti için misafirlerimizi beklemeye başladık. Fazla bekletmediler. Sadece Bacanağım Süleyman gelemedi yemeğe. Müftüsünden izin alamamış. Ama Baldızım geldi. Bayanlar bayan tarafında, erkekler erkek tarafında iki sofra kuruldu.
İkindi namazını yanımızdaki camide kıldıktan sonra, son kez şeytanı taşlamak için yola çıktık. Yürüyerek gittik bu sefer. Ama ne rahatlıkmış buradan gitmek ya. Bu yazıyı okuduktan sonra hacı olacaklara derim ki: Şeytan taşlamak için Mesfele bölgesinde iseler, önce Kâbe’ye oradan da yürüyerek şeytan taşlamaya gitsinler. Arabalardaki sıkıntı çekilmez. Hele bu kolaylığı ve rahatlığı gördükten sonra.
BİSMİLLAH
Bütün hazırlıklar tamamlanıp sıra yolculuğa gelince insan ister-istemez bir heyecana kapılıyor. Biraz hüzün, biraz keder, biraz da heyecan sesini bile değiştiriveriyor insanın.
19 Şubat 2001 günlerden de pazartesi. Öğle namazını müteakiben evimizin önünde toplanan küçük kalabalık belki de Mukaddes Beldelere yollayacağı son yolcularını uğurlamak için toplanmıştı.(Hacı adaylarının çoğu gitmişti.)




-
İdris Akmetin
-
Ümit Özger
Tüm YorumlarYığın yığın olsa da,dağlar kadar günahım,
Senin şanındandır af,affet bizi Allah’ım.
Yüreğiniz dert görmesin.Dualarınız kabul olsun.
Neredeyse bir yıl olacak siz benim bir şiirime lutfedip görüş bildireli. Utanarak itiraf ediyorum ki şiirlerinizi okumaya bugün başladım. Antolojiye eskisi kadar sık uğrayamıyorum. Okuduğum iki şiiriniz diğerlerinin de çok güzel olduğunun habercisi. Allah nasip ederse hepsini okuyacağım. Selamlar...