Milyonlarca insanın,
Milyonlarca insana söylemiş olduğu
Milyonlarca söz…
İnsanlar çiçek gibi ilgiyle yaşar,
Ama mangal gibi bırakır köz.
Yokluğun varlığı yok
Ve sakladığımız sırlar bizden büyük.
Sen hep uçmak istersin ama hayat yürümektir,
Uçana yürümek bir yük…
Hangi savaşı kazanan kahraman,
Ölümle savaşıp kaybetmedi.
Ya da hangi en güzelinin tenini,
Toprak bedeninden silmedi.
Ne güzellikleri ne paraları ne makamları kalır.
Toprak bir kere yar olduysa
Vücutta ne varsa söker alır.
Kimi ölümle cebelleşir,
Kimi ölüsünün başındadır,
Kimi borcunu düşünür,
Kimi sevmediği insanla aynı ortamı paylaşır.
Yaşamın amacı mutluluktur
Ama kimse mutlu değil.
Mutluluk üzüntü ile anlam kazanır,
Buna asırlar kefil.
Parasıyla her şeyi satın alabileceğini
Düşünen insanlardan uzak durun
Çünkü bu tür bir insan parası olmayınca
Her şeyi satabileceğini de düşünür.
Acılar acımasızlaştırır, acımasız insanlar acıtır;
Bu bir döngüdür.
Göz mü yetecekmiş görmeye bir insanın ne olduğunu.
Gözün gördüğü iki metrekare yer
Ama insanın ne başı belli ne de sonu.
Gerçekten daha gerçek bir sahte mi?
Sahteden daha sahte bir gerçek mi?
Her başlangıç içinde bir son barındırır.
İyi bilirim bilinmezlikleri,
Unuttum diyen kişi unutmamıştır.
İnsan beyni, her şeyi kavrayamadı.
Yaşanan kafalar, yaşanamayan hayatlar içindi;
Yani kafasızlıktandı.
Midenin dolmasına gerek yok,
Kafa doluysa kalp de dolar.
Kalbimiz dev bir şehir;
Kiminin yeri merkez, kiminin gettolar…
Dua teslimiyettir,
Kolların kelepçelenmesi için semaya kaldırılması…
Varlığın yokluğunu kapsar, yokluğun varlığı.
Bir kere geldik hayata
Ve herkes gibi yaşadık, diyen olmadı dur.
Tek derdimiz aslında diğer insanlardır;
Yoksa olmazdı aldatılma, yalan, günah, gurur...
Herkes aynı şekilde susabilir
Ama aynı şekilde konuşamaz.
Kaç tavuk gelirse esirgenmez kaz?
Çocukların ırkı yoktur, ölülerin ise vatanı…
Hayat terazi mantığıyla işler,
Bir taraf üstteyken alttadır diğer tarafı.
Mutluluğun şifresidir zaman, sağlık ve para.
Ama bunlar bile eksik kalır mutluluğu tanımlamakta.
Ne insanlar görürsün görünürde hiçbir kusuru yoktur.
Hangi dünya nimeti, sahibini topraktan korur.
Hangi şöhret, hangi güzellik toprağa meydan okuyabilmekte?
Diyen var mıdır ki: “Yaşlanma yok benim tenimde.’’
Toprağa ektim şiirleri,
Bu yaptığım ufuk yetiştiren tarım.
Yaşam dediğimiz şey aslında,
Yalnızca ölüm için yapılmış bir yatırım…
Bu yatırımda en büyük varlıktır sevgi.
Her kavgamda ben kazandım
Ama karşı taraf hiç kaybetmedi.
Bu evrende zerreleriz,
En büyük kavgamız sinek vızıltısı bile değil evrene.
Nasıl sahip olduk bu denli büyük bir özgüvene.
İşimiz gücümüz iş olmuş,
Dışarıdan izleriz kendi hayatımızı.
Tüm hayallere küskünüz
Çünkü en istediğimiz hayal gerçek olmadı.
Çocukların tek bir ülkesi vardır o da ana kucağı.
En sevdiği insanın yanında sonsuza kadar kalmak ister
Ama cennetten sıkılacağını düşünür zavallı.
Ne yapsın, soruları aklından daha gür.
Allah bizi sınava almış ve kopyaları da vermiş,
Kopya çekmekte herkes hür…
Kulağının algılayamayacağı sesler gibi
Kalbinin de algılayamayacakları var.
Duygular duyacaklarına verir karar.
Beyin, bilim adlı kırışık gömleği
Açmaya çalışan bozuk bir ütü.
Dünya oynamaktan eskimiş bir zekâ küpü.
Tarihe yazılsın istiyorsan ismin,
Aklına tarihi yazacaksın.
Adın tarihe yazılsa ne olacak,
Yine aynı toprakta yatacaksın.
Bir damla kana muhtaçsan
Fayda etmez su dolu dev bir okyanus.
Yaşam bir deney, bizler fareler, dünya bir fanus…
Bazı derinliklere sadece yükselerek inilir.
Bazı çukurlar yükselmenin kendidir.
Bazı derinliklere sadece yükselerek inilir.
Bazen de yükselmek için en derine inmek gerekir.
Ne gözyaşları ve ne kahkahalar gördü bu dünya;
Sekiz milyar insan sekiz milyar fikir…
Nisan / 2012
Muhammet Bora Candan
Kayıt Tarihi : 3.08.2026 14:36:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



