Edebiyatta ebedi
Sende batmak istemedim.
Tatsız çayda şekerli küp.
Alnındaki yazı görüp
Senden yine de korkmadım.
Benle açık olamadın,
İçin ise sırlar dolu.
Bir gün dolu yağar gibi
Yanındakinin kafasının üstüne
Bir dökülür bütün acıların,
Bir taç değil, takarsın ağını
Senin avının kafasının üstüne.
Senin ruhunun üstünde ise
Mezar taşı ağırlığıyla
Ağlatacak gibi yatar.
Harabeler arasında
Hayat bilgeliği de var
Deneyimin yükünün altında
Dert dağının dibinde gömülmüştür.
Uzun nazik parmakların
Bunlar alışmış ne işe?
Açılacak mı bu esrar?
Bana göre değil klişe.
Bana göre değil ısrar.
Ben saklanan sırrı gördüm.
Batıracak da ben değil.
Ben sadece kaybolmuş hayalet,
Yönetildim nedense yanına.
İnsan değilken alınır mı vatana...
Ana yanımızda bir otursa
Sallayarak bütün bebekleri
Herhangi varsa bu amansız dünyanın,
Keşke olsa da anne sevgisi...
Sırrın ağırlığı ağır
Boğar atlas bantlar ile
Fakat bunlardan güzeli
Kundak bezini bağlayan
Kurdelenin örülmesi.
Sen örümceksin, değil mi?
Sen örüyorsun ağları.
Korkunç adam, deli ata,
Unutma yoksa ağlarım.
Himayesine alınır mı şehrin;
Bahçede gölgede oturur,
Hikaye kokusu alırım.
Ozanın ellerinde dutar
Herşeyini sessizce çalar.
Aklımda yüzlerce düşünce:
O rüzgâr esiyordu niye?
O yağmur yağıyordu niçin?
Bu şehirde neler var neler...
***
15 Ağustos 2014 yılı, İstanbul Kartal Hürriyet mahallesi.
Arzu AlhanKayıt Tarihi : 23.08.2026 15:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!