Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumelidir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Sevgili kardeşim Hüseyin Demircan
...
takıldığım bir yeri belirtirim..
Kudret kalemi ancak çizer (bu) (her) (kesimi)
Yeryüzüne düşü(cek) derya fonlu (resimi)
..şekli daha mı hoş dururdu..?
ancak bu şekil ile dört kesmini ile de.. her tarafı dört kesimi dendiği yine anlaşılıyor.. tekrardan.
...
Takıldığınız bir yer olduğunu belirtmişsiniz. Dil bilgisi kurallarına göre bir kaç örnekle açıklık getireyim:
Nesirde ek, şiirde redif alan bazı kelimelerde ünsüzler sertleşme ve yumuşama, ya da ünlülerde ses düşmesi olur. Burada söz konusu ünlü ses düşmesidir. ''Ressamın yaptığı son resim çok güzel olmuş.'' cümlesine dikkat edersek ''resim'' kelimesi hiç bir ek almadığı için ikinci ünlüsü ''i'' harfi yerli yerinde duruyor. Cümle, ''Ressamın son resmini gördüm, çok güzeldi.'' şeklinde olsaydı; görüldüğü gibi ''s'' ile ''m'' arasındaki ''i'' ünlüsü düşerdi. ...resimini gördüm... şeklinde yazılması yanlış olurdu. Resim garicinde bir örnek daha verecek olursak: Aradan geçen uzun yıllar da aklından o hatırayı silemedi! cümlesindeki ''akıl'' kelimesine dikkat edilecek olursa ... aklındaki... şeklinde yazılıyor. ...akılındaki...şeklinde yazılamaz. Dil bilgisinin bu kuralından dolayı,
Kesim
Resim
...kelimelerinin redif almış hali ile kesmini ve resmini şeklinde kullanılmaları doğrudur. Bu haliyle de tunç kafiyeyi (en az dört ses benzerliği) sağladığından şiirde kullanılması uygun görülmüştür.
Aklınıza takılan başka sorunuz olursa yanıtlamaya çalışırım.
İlginize teşekkür eder sevgi ve saygılarımı sunarım.
Bir çok kez beğeni ile okuduğum en değerli bir ESER.Özveri,öz güven, Araştırma incelme ve isteyerek yazılan çok harika bir şiir.Aziz Şair'e ve seçici kurula sonsuz teşekkür ederim. saygılarımla.
bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi..
1000 yıldır haça çarpan hilalin..en büyük zaferlerinden Çanakkale..öyle büyük ki..şairin..'kanın kurtarıyor tevhidi' dediği cinsten..250 bin değil 250 milyon genç ölse yeridir diyecek kadar büyük..islamın yeryüzünden silinemezliğinin kalplere kazındığı büyük gaza..büyük cihad Çanakkale..
değerli şairi bu büyüklüğü ifade eden güzel şiiri için tebrik ediyorum..
@..
harika harika ne güzel bir anlatım sevgi ve saygıyla üstad bu destanı yazan aziz şehitlrimize ve anılarına ne de güzel yakışmış eyvallah.mustafa nuri inanç
Bugün 18 mart 2012. Ve bu güzel şiiriniz Antoloji de günün şiiri olarak seçilmiştir. Değerli şairim, şimdi bu şiirinizi kaç kez okudum bilmiyorum. Ancak öylesine içten ve harika bir şiir diliyle anlatmışsınız ki, etkilenmemek mümkün değil. Evet, bugün ve her gün Çanakkale şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi...Bu özel günde duygularımızın doruğunda şimdilik başka ekleyebilecek bir şey bulamıyorum. Sizi ve bu değerli eserinizi içtenlikle tebrik eder, Antoloji yetkililerine de ayrıca teşekkür ederim. Takdirle ve hayranlıkla sizi selamlıyorum.++
İzninizle bu eserinizi tüm üyesi olduğum gruplarda yayınlıyorum....
Çanakkalede iki yüz elli bin insanımız şehid edildi.
Devrimi ya gençlerle yaparsınız, ya gençelerle engellersiniz !..
Sevgili üstadım güzel eserinizi bir daha gururla okuyorum. Karış karış sahne sahne o savaşı yaşıyorum. derin hissiyatla yazdığınız bu nadide eser milli ve insani duygularımıza daima ışık tutacak. Çanakkale neden geçilmez bu şiir en güzel ifadelerle gözler önüne seriyor. Çanakkale şehitliğini gidip gezenler duydukları derin üzüntü ve anynı zamanda gururu bu mısraları okurken yeniden tazeleyecek. Elinize sağlık hisseden yüreğinize. Ruhları şad olsun.Çanakkale Zaferi yeniden kutlu olsun.
günün mana ve önemine uygun düşer.. bu güzide seçimi yapmaları sebeb.. öncelik yönetime saygılarım iletir.. İrfan beye kaleminiz daim olsun der.. bu her zerresi emek sızan.. muteşem eseri kutlar.. yüreğinize sağlık derim.. haddim olmadan.. takıldığım bir yeri belirtirim..
Kudret kalemi ancak çizer (bu) (her) (kesimi)
Yeryüzüne düşü(cek) derya fonlu (resimi)
..şekli daha mı hoş dururdu..?
ancak bu şekil ile dört kesmini ile de.. her tarafı dört kesimi dendiği yine anlaşılıyor.. tekrardan.. saygı ile eğilir.. başarılar devamın dilerim..
tebrikler güzel şiir :
On Sekiz Mart Çanakkale Destanı
Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumelidir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
Safir kesilmiş suya zümrüt yansıyan bayır.
Kudret kalemi ancak çizerek dört kesmini
Yeryüzüne düşürür derya fonlu resmini.
Çevir yüzünü gitsin, kibri ahkâm kesenden;
Bu El-Kaviyy mührünü sökemez beşer senden.
Efsunkâr Şimal Tacı yedi yıldızlı hale
Yalnız senin başına yakışır Çanakkale.
İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi... Kalemi semavîdir!
Ege’yle Marmara’nın gökyâkutlu visali
Hayallere sığmaz ki; düşte düşün misali!
Amber buğulu Asya koparken Avrupa’dan,
Suyuna misk damlatıp dökmüş altın kupadan.
Mağribi güneşlerde tüllenen Marmara’yı
Süzerken yanan gözler nasıl seçsin karayı!
İbrişim sırmalanıp atlas kuşanan beden
Göze nasıl görünür acaba gök kubbeden?
İki derya coşkusu sığmaz hiçbir risale
Cebelitarık seni kıskanır Çanakkale! ...
Beş bin yıllık tarihî antik kent Çanakkale
Savaş ve afetlerle yıkılsa da doğrulmuş.
Asırlarca ışığı sönmeyen bu meşale
İlim irfan yuvası kültür ile yoğrulmuş.
Karasi Beyliği’nden sancaksın Osmanlı’ya,
Senin yazdığın tarih bu kadar mı şanlı ya! ...
Kilitbahir karşında şeklen yoncaya benzer,
Suya aksi düşmesin gülden goncaya benzer.
Var mı Kumkale gibi düşlerin en ırağı?
Egeden meltem alan Asyanın son toprağı.
Tarihî mirasından gönüllere kayan sır
Eceabat ufkunda denize başka yansır.
Cennetin bu köşesi nasıl uğrar işgale?
Ablukaya alınmış gülistan Çanakkale!
Sömürgeci ve zalim itilaf devletleri,
Dört kıtanın ifriti yamyamıyla beraber;
İstanbul hayaline kesmişler biletleri,
Mücadeleden yılmaz aslanlardan bîhaber!
And içmişler birlikte Fransız İngiliz’i
Nâmert elle, Cennet’ten koparmaya filizi!
Avustralya, Senegal, Cezayir ve Kanada
Gözlerini karartmış güç yetilmez inada.
İngiliz’i anladık... istiladır emeli,
Peki ya şu Zenci’ye, Hindu’ya ne demeli?
Sökülmek isteniyor ki evlad-ı fatihan;
Avuç içi karaya yüklenmiş cümle cihan! .
Meleklerin yurduna yakışmayan ahvale,
Sükût ikrar dilidir kükresin Çanakkale!
Yıl, bin dokuz yüz on beş: On sekiz mart zaferi!
Çanakkale Boğazı Sırat Köprüsü’nden dar,
Aslan kesildi o gün her Osmanlı neferi,
Kumkale tarafından Seddülbahir’e kadar!
Kilitbahir neresi, Yeni Zelanda nere? ...
Düşman boğaz sanıyor... Çelik kollu cendere!
Zırhlı gemiler gelmiş dünyanın bir ucundan.
Kartal pençeyle kaptı deryanın avucundan!
Hangi tarih yâd etmez O vefakâr Nusrat’ı
Döşediği mayınlar aratmadı Sıratı!
Yarım Dünya geçiyor, Seyit Onbaşı davran
Kaldır top mermisini tarihe yazsın Havran:
Elindeki son gülle... İmkânın yok ikmale;
Besmeleyle ateşle, gürlesin Çanakkale!
Takdir-i İlahidir meleklerin yardımı,
Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek...
Gemiler zırhlı diye payitahta vardı mı?
Burası Çanakkale, tufan koparan felek!
Vurulan Kara Belâ yan yattı tabak gibi
Üç dakika içinde mekanı deniz dibi...
Yarım Dünya diyorsan kaderi ondan farksız,
Zırhından yara almış; dümeni kırık, çarksız.
Dokuz savaş gemisi su içinde kavruldu,
Mayın ve obüslerle kaderine savruldu.
İfritlere acımaz yol vermiyor Cebrail,
Yerden fışkıran derya göklere oldu nail.
Düşmanları boğazda kahreden bu şelale,
Nuh Nebiden sonraki tufandır Çanakkale!
Seddülbahir benzeri sarsıldı Anzak Koyu
Sanki Kıyamet sesi, Sûr üflüyor İsrafil!
Conkbayırı ve Kirte yazılmaz ömür boyu,
Yer ve gökle beraber denizi sarmış gafil.
Mermi mermiyi vurdu, süngü süngüyü yardı;
Toprak yamyam kaynıyor kesilmez oldu ardı.
Adım atacak yer yok Hindu ve Berberiden,
Anzakla Kanadalı koşturuyor geriden.
İngiliz başı çekmiş Fransızla yarışta
Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta!
İnsanlığın utancı bitmez görünen bu şer
Kıyameti kopmadan sanki kurulmuş Mahşer!
Dabbetül Arz çağrısı gibi gelir Deccâle;
Mehdi ve îman sende, vur gitsin Çanakkale!
Gül kokulu diyardır şehitlerin mekânı
Şehidim, meleklerden müjdelendi hediyen.
Ecrini sunmak ister var mı bunun imkânı
Vatan, şehitlerine minnettar ebediyen!
Gök kuşağı nakşolsa makberin kemerine,
Bahreynî inci mercan işlense mermerine,
Sandukası arusek örtüsü sim işinden,
Zemini yâkut olsa kubbesi fil dişinden:
Şehadeti Tevhidle tattığı andan beri
Firdevs müjdesi alan ne yapsın ki makberi?
Şehide, Medinenin münevver bucağından
İki Cihan Güneşi yer vermiş kucağından!
Rahat uyusun diye uğramasın ihmale,
Gül-i Rana kokusu başkadır Çanakkale
Şükranla okunsa da şehitlerin destanı
Kan sızan hecelere kalem nasıl dokunsun?
Fatiha’yla duayla ruhların serbest anı
Sana ithaf edilip kaç bin kere okunsun?
Şehadete ererken duyduğun kutlu sesi
Alnına nurla yazdı meleklerin busesi!
Ey şehit, bilinir ki: Ölümsüzsün, dirisin,
Hakkın, Cennet müjdeli kullarından birisin!
Kanınla suladığın yere toprak denir mi?
Mirasın korunmadan hakkın hiç ödenir mi?
Vatanın şükranıyken utancı oldu harbin
Şehit sayısına bak: İki yüz elli üç bin!
İçli dualar ile kayıt düştü icmale
Her sayfası yakıcı bir ağıt Çanakkale!
Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale! ...
İrfan Yılmaz
Muhterem İrfan Bey,
Öncelikle bu nefis şiir için sizi kutlamak boynumuzun borcu,kutluyorum.
Bugün Eskişehir'de Çanakkale'de şehit düşmüş mektepli gençleri konu alan nefis bir tiyatro sahneledik.Bendeniz de müziklerini yaptım bağlamamla.Keşke bu şiiri de okutsaydık çocuklara...Hayıflandım şimdi.
Lakin, bütün bu güzellikler, bazı kesimlerin Atatürk'ü unutturmak için büyük bir gayret sarfettikleri gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki.Siz hiç Mustafa Kemal'in şanlı zaferlerini dile getiren muhafazakâr bir şair duydunuz mu? (Sizi tenzih ediyorum)
Ne yazık ki bazı şairler ısrarla Osmanlı yenilgilerini yazar çizer anlatır da, (son dönemde moda olan Sarıkamış faciasını anma etkinliklerinde olduğu gibi) zinhar, Kurtuluş Savaşı'ndan söz etmezler.
İnönü Zaferi'nden söz etmezler, Sakarya Zaferi'nden, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nden söz etmezler.Çünkü oralarda bir güneş gibi parlayan Mustafa Kemal vardır.Işığından ürkerler,karanlıklarını ışıtır çünkü.Ha bir de Yemen'de bizi arkadan hançerleyen kancıklardan söz etmezler, yokmuş gibi davranırlar,'İngilizler kandırmıştır canıım.'savunusuyla geçiştiriler.
Oysa bu ülke bizim, bu zaferler, bu yenilgiler bizim,sırf makarna kömür aşkına dilleri varmaz Mustafa kemal'in zaferlerini dile getirmeye...Çocuk muyuz mirim...Güneş balçıkla sıvanmaz oysa...
Saygılar...
Bu şiir ile ilgili 186 tane yorum bulunmakta