Fikrini kuşatan özlemlerin
Zamansızlığında daralır,
Günün yirmi beşinci saatini ararım,
Ömrüme gizlenmiş çaresizliklerde…
Ve dile gelir gönül…
Geceye sinmiş kokunu çekiyordum içime ey yalnızlık.
Birden bir rüzgâr vurdu ıslak yüzüme.
Boynumdan süzüldü keder,
Ayaklarımdan döküldü sanki hüzün.
Ve çırılçıplaktım nihayet şehrin tam merkezinde.
Bir daha sevmek mi?
Tövbeler olsun desem de kader güler arkamdan.
Ama ne var ki dilim tutulsun.
Adını söylemesin bu yanık ağzım,
Sevgiye türküler dökülmesin dilimden,
Dilim tutulsun sana kara yağızım,
Sevda dokunur aniden gözlere,
Ten gider hesapsız bakışlar kalır.
Yar bildiğin bir gün koşar ellere,
Can göçer zamansız isimler kalır…
Dökülür yıldızlar suskun gecede,
Al göğsüne saçlarını, okşa şu garip başımın,
Soran olursa bu derde,kollarımda düştü dersin.
Erişilmez sevdan bil ki,kara yazgısı bahtımın,
Biçare kapımda buldum,yaşamaya küstü dersin.
Tut ellerimi bir kere, semaya yükselsin ruhum,
Ağla gözlerim gözyaşım gören mi var,
Ben yandım da gözlerine bunu bilen mi var,
İsyanım sana değil bende biraz sitem var,
Beni dertten derde salanlar utansın.
Kaderimiz bu muydu onca sene bekledik,
Eskidik bu karakollarda,
Sen unutmamışsın neye yarar...
Kaç kor kelepçeye tutsak bileklerim,
Kaç çırpınış bekliyor beni bilmediğim,
Sen unutmamışsın neye yarar,
Yüzüm eskidi bu karakollarda...
Bir yağmur sokağım var,
Sen ve benden ibaret…
Karanlık kestirme çıkmazlarında,
Köşede bir hastane…
Az ileride sola mecburi dönüş,
Saat on dokuz otuz yok sesim…
Bir gün diyeceksin ki,
Boşuna göz yaşı dökmüşüm deymezmiş...
Kim bilir...Belkide dedin.
Küflü kitaplar arasından çıkan mektuplar
hüzne yazılmışken,
Yakşır mı gümüş kol düğmeleri ile çaka satmak...
Hala sokağındayım,
Bilmiyorum ki bu gece gelir misin...?
Pencere kenarındaki yatağından kalkıp,
Aralasan perdeyi...
Sokak lambalarının loş ışığı vursa yüzüne,
Geceyi aydınlatan bir güneş gibi parlasa gözlerin de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!