Dar gelir zamana zamansızlıklarım…
İmkân gönüldedir de gönlüme ziyanda yollar…
Eller uzanır gözler daralır mavi pencerelere,
Kuru bir ekmek gibi boğazıma düğümlenir sözlerim…
Bir kelebeğin ömrüne ağlamaktır mutluluk,
Köşe başına çömelip avuç açmaktır Yaradan’a…
Yıkılmışlığını göstermeden dimdik ayakta durabilmektir…
Ayakların taşıyamasa da bu yükü,
Yürüyemesen de sürünebilmektir mutluluk…
Seninde acıların son bulacak,
Alevlerin korda kaybolduğu gibi,
İçinde bir kor ki,
Küllenmeye yüz tutacak…
Bilmediğin yolların şekerci çocukları gibi,
Umut kapılarını çalacaksın,
Hasret; aynadaki yüzün sana gülümseyen,
Aşk; gülen gözlerinden süzülen gözyaşı…
Sen bir varılmazlık hikâyesi sonu pembe düşlere ziyan,
Ben bir avare kayıp gölgelere tutuklu…
Can; sende bir pervane,
Can; bende bir yalvarış sevgiye…
Sürgün yeri lalezar.
Kara yazgıya bir gelinlik siyah lale,
Teli duvağı hepi topu üç beş yaprak...
Hırçın gözlerde kızıl bir bakış,
Ve yarına esaslı bir meyyid öz geçmişim...
Ağırdan çıkıyorum sakızağacı sokağının yokuşunu.
Sağım solum alabildiğine yıldız kapanı bu zifiri gecede.
Uzun ince bir Aşık Veysel türküsü ki sorma,
Ağlatan mehtabın kan kızılı gölgesinde...
Kırk yıllık bir kahvenin hatırında kalmış tebessüm,
Konuşsam sana dair,
Gecem gündüzüm askerlik…
Gün sayarım belki şafağıma,
Ama yok...
Ne sen bitersin cümlede,
Nede gülüşün…
Her gece iki şiir yazdım…
Biri sana diğeri sensizliğe.
Her gece iki kez öldüm bilir misin,
Biri sana diğeri sensizliğe,
Her gece iki şiir yazdım…
Yağmur yağıyor kimsesiz sokaklara,
Firarda geceyi bekleyen yıldızlar,
Mehtap ise ağlamakta…
Radyodan yükselen kırık bir beste dağlıyor,
Odamın matemini…
Masamda beyaz sayfalar şiirimin adı hıçkırık…
Son sözü sen söyleyemezsin…
Unutma kalbimde taşırım ben seni,
Her seferinde kayboluyorum sana baktığım yerde,
Öyle bir yangın ki bu söndüremezsin…
Canımı daraltan şu mehtabın sessizliği,
Ne denli sebebim varsa içimde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!