Yazılamayanı yazamıyorum
Tazı havlamıyor bu da bir yorum
Uzun göl
Kısal gel
Dağlar haritadan çıkar uçuşur
Rüzgar üşür bulutlarla konuşur
Silinmeyen hatıralar biriktirip sizlerle
Gidenlerin ardı sıra hep baktığımız gibi
Ufuklara dalıp dalıp buğulanan gözlerle
İkibinyirmionbe'si bu şiirin sahibi
Bugün birinci dönemin karne günü ayrıldık
Şehrin silüetinden kuşlarla bize kalan
Görebildiğimiz bir tek şu gökyüzü artık...
Manzaralarımıza, ufkumuza set olan
Bacalar ama biz de aynı dertten bunalttık.
Küçüktüm, o bacalar ve sokak lambaları
Sinem kızım
İçimden gelse
Niyazım, yazım
Elimden gelmiyor
Mükemmel bir nazım
Kelimeler düğümleniyor
Bağcılar'da gelmiyor sanki sır Üsküdar'da
Bağlayamadım sona, sıkıldı ruhum darda
Kırgınlığım kendime, âleme ne diyeyim
Ayak iri, pabuç dar, kaç numara giyeyim
Şiir, nesir, musiki; hisler nasıl coşuyor
Şekil yok, muhteva yok, kim nereye koşuyor
Çenem düştü
Son günlerde
birkaç kişiyi kızdırdım,
ne dediysem olmadı,
Doluya koydum
Almadı
S.a.
Kasidehan İspirli, ses harika, yaş genç
Yanındakiyse büyük üstad Nurullah Genç
Divan edebiyatından ne seçersen seç
Onunkini oku, gönül al, yoksa vazgeç
sözü tükettik
Ne çok laf ettik
Kalplere yettik
Kül olduk, bittik.❤
Tezahür, zuhur
Rayiha, buhur
Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik, andolsun!
Dediler ki, “bizi üstün kılan Rabbe hamd olsun”
Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve “Ey nas, dedi
Kuşça konuşma ve apaçık lütuflar verildi".
Orduları Süleyman'ın toplanmıştı önünde
Cinler, insanlar ve kuşlardan bir sevk düzeninde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!