Gaffarın kulu Abuzerim
Çakır dikeni misali
Köksüz, kuru
Sürüklenirim bor’da
Göğerdim birleştiği yerde üç nehrin
Gayri ihtiyar’dan ihtiyara yolculuk yaparken, gençlere, kendimizle ilgili destanların yanında, yanlışlarımızın da anlatılması gerektiğini düşünüyorum.
Zaman öyle bir zamanki
Diye başlar sohbetler
Değişmeyen ritüel
Hiç bitmeyen sızlanma
Gene gam yükünün aşığı oldun
Gamın olsa gam yemem akılsız kafam
Faydasız aşların kaşığı oldun
Salla salla gıda yok lüzumsuz kafam.
Olmazların müridisin bilirsin
Gildik gildik gözleri
El diz diyor dünyaya
Giymiş haşe donunu
Meydan okur deryaya
Hani baharda serçe yavruları gibi
Öğrenirken uçmayı
Düşerdik
Oyun sanırken sevmeyi
Küserdik
Havva ana gökçek ebem
Adem baba aslan dedem
Aklın yapraktaydı madem
İzin alsan olmazmıydı
Elma senin neyineydi
Haykırıyorum her an her yerde
Naksediyorum aşkımı zamana ve mekana
Nereye kaçarsan kaç
Kapatsan da gözlerini ve kulaklarını
Duyacaksın eninde sonunda
Belki de yatarken ikimizden birisi
Hepimiz öleceğiz bir biçimde
Ama benim kocaman bir boşluk var içimde
Sakın gelme dudak tiryakisi değilim
Çekerim seni boşluğa kaybedersin ilk seçimde
Bir çocuk var içimde hiç büyümeyen
Hep yarım hep öksüz hep yetim
Hiç büyümeyen
içi gözyaşı dolu, asık bir surat dışı
Hep yarım hep susmuş hep küsmüş
İçime attım
Kapandım kaçma sen diye
Hapsettim hayalini içime
Hayalin hapsetti beni içine
Çizebilir misin bunu hocam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!