Pencereme konan minik serçe
Sendeki kanat bendeki tüy mü?
Kafesteki bülbül ya sen söyle
Özgürlük esir esaret hür mü?
Madenci Zeki
Gece erken uyanır sabah geç uyurdu
Ekmek arası linyite bayılırdı
Servisin en arka koltuğuna sızar
Maden ocağına varınca ayılırdı
Bir umut ışığında hangi renk gözlerin
Gönlünden geçenler uğradı mı diline
Şiiri oldun mu sen hiç dalgın vakitlerin
Şairler dokundu mu hiç kırık kalbine
Mavi kuşların uçtuğu masmavi gökte
"Tane 10 lira uzun çorap!"
"Tane 10 lira uzun çorap!"
İhtiyar böyle sesleniyordu
metroda
Rahatsız olanlar vardı
Bazıları iplemiyordu
ey darı tarlalarından çıplak ayakla kaçan
hiç yoktan gönenip dönelen tekrardan
sen,uyuşuk bir gayretle çırpınan ey!
çek göğsümden kendi sapladığım hançerini
susayan ayaklarımı getir bana
bir sabahleyin egzoz kokusuyla uyandır beni
I.
yüzüm
taranan bir saç gibi dökülüyor omuzlarımdan
bir boşluk varsa nerede imkansız
orada yüzüme çarpıyor kapılarım
I.
Konvoy geliyor!
Konvoy!
Dirilişin ana kuzusu
Dere yataklarında
Yorgunluklarımız
Elden ayaktan düşmelerimiz
Hatta yalnızlıklarımız
Hepsi birer mazeret
-bir kez olsun kendimize sarılabilmek için-
Her şeye geç
Her şeye erken
Bir tek ölüme tam vakit
Her şeye rağmen
Papatya
Denizlerin başladığı
Göğün ömür gibi tükendiği konumda
Yaşamsız ve ölümsüz
Uçsuz ve bucaksız
Güzelliklerin en güzel haliyle barındığı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!