Gözlerin; kehribar rengi bir düş,
İçine düştüğüm an, zaman durdu.
Sarıldım her bakışında sessizliğe,
Kalbim, sonsuzluğun eşiğinde vurdu.
Ellerin; rüzgârda harlanan bir ateş,
Dokunuşun, ruhuma işleyen o melodi...
Adını fısıldadım en koyu gecelere,
Yıldızlar kıskandı bu sessiz besteyi.
Kehribar bir reçine gibi saklı sevgimiz,
Zamanın çarkında erimeden durdu.
Bir ben vardım, bir de o eşsiz sen;
Aşk, iki yürek arasında ömürlük bir kordur.
Gecenin bağrında yankılanır adın,
Her nefeste biraz daha sana çekildim.
Hayalini ararken köşe bucak,
Seninle var olmanın sırrına erdim.
Rüzgârın getirdiği her yabancı koku,
Teninin hatırasını fısıldar bana.
Kehribarın o kadim sıcaklığı gibi,
Ruhum sarsılır, dolar gölgenle yana yana.
Ellerimiz ayrılsa da yolların sonunda,
Kalbim seni bulur her derin sessizlikte.
Ve her yağmur damlasında berraklaşan,
Gülüşün can verir, solan bu kalbe.
Aşkımız bir kehribar; sert ve mağrur,
Zamanın ötesinden parlayan bir ışık.
Ne fırtına söndürür bu sarsılmaz tutkuyu,
Ne mesafeler eder bizi birbirimize alışık.
Ve şimdi, yıllar geçip gitse de üzerimizden,
Adın dudaklarımda kutsal bir dua gibi...
Kalbim seninle ölümsüzleşiyor artık;
Kehribarda donmuş, kırılmaz bir rüya gibi.
Sen ve ben,
Zamanın en derin hücresinde,
Ölümsüz bir kehribarın içinde;
Birleşmiş iki ruhuz, sonsuzluğun kalbinde.
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 16:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!