Soluk hayallerin resmini
Büyük ressamlar çizer.
Elim fırça tutsaydı eğer
Çizebilecek bir hayalim olurdu belki.
O zaman da yok olurdu şiirler.
İki ayrı dünyaya uzanamadığı gibi
Tanışmamızın ilk günlerinde kenetlenmişti Parmaklarımız.
Temelimiz Boğaziçi kadar sağlamdı
Ve çocukluğumuzun
Kıskançlık saatlerinde karışmıştı
Marmara’nın durgun sularına gözyaşlarımız.
İleride, ucu görünen bir yerde,
Bir bahar gününde sen
Ve dayanılmaz sedasıyla ben,
Aynı cümleyi kurmuştuk.
Masalların mutlu sonla bittiğini
Atalarımızdan duymuştuk
Ve yaşamımızın sağlamasını yaptık sırayla.
Biz nasıl öğrendik bu matematiği?
Kazandıklarımdan seni çıkarıyorum,
Kazancım artıyor.
Sağlamasını yapıyorum, yapıyorum
Tutmuyor.
İliklerinde akşam güneşi,
Sofranda kırmızı şarap...
Düşünde prensessin, yatağında bebek...
Vaktiyse sağır, yerinde ağır, nerede kahır
Oradasın hep.
Tüllenmiş bir geçmişten sigara sarardık seninle,
Kötü haberi dün getirdiler.
Sana tayinim çıkmış,
Olmaz dedim, olamaz!
Böyle bir sevda, atanamaz.
Gözlerimin gözlerine tayini çıkmış.
Atardamarım,toplardamarım...
Bir seni atamadı başımdan, bir bizi toplayamadı dünyanın merkezine.
Dağıldık dört yana körebe oynayan çocuklar gibi.
Gözlerim ne ara bağlandı benim?
Tanıdık sesler de anlaşılmaz oldu.
İçimi kemiren asalaklar yok şimdi.
Zaman boşluğa akıyor bu gece,
Boşluğa tılsım yapışmış.
Büyüyü bozmak istiyor bir çocuk
Ellerinde üç beş kuruş.
Nasıl anlatabilirsin
Şairler sokağı anlatmaya başlamışlarsa,
Haykıramıyorlarsa içinden geçenleri
Ve İstanbul’a rağmen
Anlatamıyorsa bir şeyleri
Orhan Veli.
Güzelim!
Sular bir başka akar çeşmelerden
O karanlık durağın önünde.
Bir yavru kedi sürtünür ayaklarına.
Sen otobüs, o ilgi beklerken
Sular bir başka akar çeşmelerden.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!