Ahşap çekmecenin kapağına yazılmış bir not
‘’sevdamızı kalplerimize mühürledik ilişmeyiniz’’
kayıp zamanın canlı hisleriyle çarptı kalbim
geceye bıraktığı yankısı
pas tutmuş menteşelerinden sökün ederken
o matemli anın tablosunu astım sensizliğin bulutlarına
çivisinden sökülmüş gibi aktı yağmurlar
yıkarken anılarını
yansıyordu sararmış benzime
yoğun duygularına kapılarak düşlediğim
o eşsiz ihtişamı tebessümü titreyişin
nazlı bakışlarına vurgun
dökülürken ışıltısı gözlerinden
sabahın perdeleri rengi güneşinden süzerek
enerjisiyle canlanıyorken yeni güne
al yanağından sıvaşıyordu lali tat
bir çift yüzük sarmalı dev aşkların
toprak kokan ellerinde kan gülleri
yaprak arası sararmış mektupların sessiz dili
ey kederlerin solmuş gülü sarhoşum
düşüyorum boğularak nefes nefese...
üşüyorum
semanın turnası ötüşen kuşlar
yâre selamım hasret söyleyin
geçilmez!
çile merdivenlerin sıratında ocakları kurulmuş
közlerinde pişmeye namzet
savrulsun ırgat kanatlarınızdan küllerim
ey toprak ana taç ana
tüter yalnızlığının yanık türküsü
bin sevda sözlerinden tutuşur
ne çare ki gökkuşağının altında
düğün dernek halaya beş kala
karartılmış! söndürülmüş yıldızlar
yetim öksüz kalmış güllerin.
Müslüm Bayram
Kayıt Tarihi : 20.6.2025 11:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!