Ah İstanbul ah,miğdesi doymaz canavar gibisin
Ah İstanbul ah, dayanılmaz kadın gibisin
Ne onunla ne de onsuz.
Kaçmak istedikçe yapışıyor derinleşiyorsun sen.
Seni nağmussuz İstanbul seni
Bir kendimi bir de seni tanıyamadım İstanbul.
Olgunlaşmamak
.. Olgunlaşamamış bir sonbahar meyvesi gibi
Döküldü her biri orta yere tek-tek kelimelerim
Alanı daraltılmış bir liman gibi yüreğim
Her gemi kalkışında çırpınır ya dalgalar çaresizce
Aydınlığa bak arkadaşım
Evet güzel arkadaşım sana bu satırları yazarken,
Bir yandan da Denizin mavisinin ötesinde ki
Öteki yüzünü, o hırçınlığını seyrediyorum penceremden.
O kadar ürkütücü ve de bir anda anlamsızlaşınca her şey
Dağın yamacın da bir parçacık kar.
Yeşilin üstünde beyaz,
Hani yakışmıyor da değil.
Tıpkı karanlıktan doğan bir yıldız
hani yanlızlıkta eşlik eden bir yar.
O bildiğin sevda türkülerini beceremem ben,
kara gözlüm
Benim sevmelerim kabadır
taş toprak gibidir
Sana öyle melodili de konuşamam,
Ürkeğimdir, sıkılırım, utanırım dilim sürçer.
Her yağmur yağdığında.
Pencereme vuran damlasın.
Her damla da sen varsın....
Ne istiyorum biliyormusun?
Her gece yağmur yağsın.!
Gülüm seni umutlarıma ektim!
Mühür bakışlım
Bakışlarım da mühür oldun sevdiğim
Her nereye baksam seni görüyorum.
Bir ışık gibi gözlerimin içinden geçiyorsun
Yüreğimde kocaman bir umut,
Camda ki minik gülümseme.!
Sıktım sıkıştırdım duygularımı dişlerimin arasına,
Var gücümle ısırıyordum
Sana anlatmak istediklerimi anlatmak, mümkün değildi.
Adını sen koy
Diyelim ki bir gün
aniden bastıran yağmura tutuldum
yağmur sonrası güneşin çıkışını seyrederken
Ve hemen arkasından gökkuşağının,
Çocukluk anılarımdan:
(Genceaba) .Yayla adı:
Gencebadan anılar biter mi hiç? Hele de hamurun o dağlarda yoğrulmuş, o dağlarda pişirilmişsen, biter mi hiç? Bitmez. Her yaz başı tatlı bir heyecan sarardı biz yaylacıları, sanki çok özel bir şey yapıyormuşuz gibi. Oysaki doksan gün çile çekmekten başka bir şey değildi o dağlarda yaşamak.
…Yaz başı denince akla ilk gelen yayla olurdu, sanki dünyanın merkezine taşınıyorduk, bir telaş bir heyecan sarardı biz yayla sahiplerini ki sormayın gitsin.
..O gün gelip çattığında ise, sabahın ilk ışıkları yarı yolda vururdu üstümüze, Dağın eteklerine inen güneş o dağı tırmanmamıza engel olamazdı. O dağın eteklerinden geçerken, adeta gerdanda boncuk dizer gibi dizilirdik. Sığırlar önümüzde, bizler arkasından bir renk cümbüşü, bir gökkuşağı oluştururduk karşı yamaçtan bu yamaca bakınca. Bu telaş ve bu heyecanla varılırdı yaylaya, sanki orada bekliyorlarmış gibi, her sığır kendi kapısına iner beklerdi ev sahibesini.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!