Uzuun ve zor zahmet bir yoldan gelmiştim o gün. Hatta taşlı, dikenli, güneşten kavrulan bu yokuş henüz bitmemişti bile. Elbette daha çook yokuşlar çook inişler görecektim hayatımda nefes alıp verdikçe. Ama bazı yokuşlar belki ömür boyu sürerdi bazı şanssız insanlar için. Bazıları da hep yokuş inerken, nasıl becerirlerdi bilmem ama kendi kendilerine çelme takıp yuvarlanırlardı. Kendi adıma hep umut yüküyle yürüdüm, inandım. Işığı göremediğim, duvara yaslanıp yolun sonunun geldiğini hissettiğim anlarım da oldu. Bir kapı açıldı her nasılsa, aslında biliyorum ki yukarıdaki ne olursa olsun bir kapı açıyordu tam 'işte buraya kadar' deme noktasına geldiğim anlarda. Kapı açılıyordu açılmasına ama yaşamaya devam etme zahmetine katlanmak düşüncesinden hayatın yaşamaya değer olduğunu hatırlamak zordu.. Bu kapıların pek azı ışıklı bir yola açılıyordu. Işıklı yol gerçekten kendini insanın gözlerini ve ruhunu kör edercesine aydınlatığından kolay anlaşılıyordu. O gün hayatımın bana göre geç zamanında hiç beklemdiğim halde ışıklı yola girdim ansızın. Mutluluk denizinde yüzmeyeli o kadar çook zaman olmuştu ki, her anı yılların susuzluğuyla kana kana içtim. Rüya bile bu kadar güzel olamazdı, belki sadece hayaller resmedebiliyordu bir nebze bu ruh halini. Ne zaman başladı bilmiyordum bile, zaten umrumda da değildi.. Kararmış ruhum yeniden bahar dalı gibi yeşerip gençleşti sanki. Çatık kaşlı bezgin bakışlarımın kıvılcım saçmaya başladığını yakınımda kim varsa onun gönül aynasına baktığımda görebildim. Herşeyim baştan sona değişti, hikâyem sanki baştan yazılıyordu. Çoktandır tek dayanağım sabrımdı ama o da daha bir güleryüzlü, daha bir diri eşlik etmeye başladı ışıklı yola girince. Ne akadar kötü his varsa güzelliğe, sevgiye dönüştü birer birer. Kelimelerle anlatılmazdı yaşadıklarım. Gerçek olamayacak kadar güzeldi, sarhoştum hiçbir iksirin sarhoş edemeyeceği kadar. Kalbimde çarpıntı değil çocuksu çırpınışlar vardı artık. Bedenim 'yaşlı değilim gencecik bir delikanlıyım' diye haykırmaya başladı. Can bedende yeniden can oldu o gün. Gözler kördü tüm olumsuzluklara, şüphelere, tatsız renksiz herşeye. Benden olanın bendenliğini bile hücrelerimde hissetmeye başlamıştım o gün. O gün çok güzel.. hayır benzersiz bir gündü, ömür boyu sürmesini istediğim gün. Çok da uzun yaşadı, nerdeyse ölümsüzlüğüne inanmıştım ama biryandan da ölüm de olduğu kemirdi inceden içimi. Sonra birşeyler oldu hastalandı o gün, başında bekledim, hala bekliyorum iyileşsin yeniden beni yüceltsin ki yücelteyim, yüceltebileyim ki yücelsin diye. O gün hasta ve bir zamandır gözünün içine bakıyorum. O gün hiçbirşey olmamış gibi ayağa da fırlayabilir 'şaka yaptım' diye, birdaha yerinden kalkmayabilir de hepsi rüyaydı diye.. Sen çok özlüyorum o gün, dön artık geriye ve birdaha da sakın gitme...
Erdoğan MertKayıt Tarihi : 2.6.2006 08:32:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!