ÖĞRENCİ ŞİİRLERİ

ÖĞRENCİ ŞİİRLERİ

Kağan İşçen

üşüdük yorulduk biz de alelade
dünyaya dargın bakışlı çocuklar da olduk
çektik yükünü içimizdeki proleter kesiklerin
güneşe döndük yüzümüzü sırtımızdan vurulduk

tek aşkımızı yitirdik öğrenci yurtlarında
sarı lambalı evlerde düşledik kavuşmayı
..

Devamını Oku
Makbule Karaman

Bembeyaz yakası örgülü saçları ile
Okula yeni başlayan bir öğrenci gibi
Sevecen utangaç ve yepyeni
Ya da
Yıllarca dağlar arkasında yaşayıp
Denizi ilk defa görür gibi
Coşkulu mutlu ve sevinçli
..

Devamını Oku
Yusuf Tuna

Gül yüzlü çocuklar neşe içinde,
Okullar açıldı bakın ne güzel.
Sevinç ile koşuyorlar ilk günde,
Okullar açıldı bakın ne güzel.

Öğretmene bakıp sevgi sunarlar,
Zil çalınca aşağıya inerler.
..

Devamını Oku
İbrahim Halil Demir

Aşkın seyrettirdi bana gün doğuşlarını,
En güzel yıllarımda dost edindirdi sevda koğuşlarını.
Kursağı azıksız yaralı bir serçe misali,
Gösteremedim aşkın asumanında sevda uçuşlarını.

Aşkın taş misali gönlümü döndürdü yufkaya,
Yalnız gecelerim sırrın döktü vechin andıran dolunaya.
..

Devamını Oku
Feyz Kariha

yatsıyı bekleyemeyen çocuklardık biz
korkuyla kırılganlaşan bedenlerimizi
akşama bulanan ufukla hayal barınaklarına taşırdık
kaç gece aştık mavinin sırtında
kaç çocuk büyüttük çocukluğumuzda
kaç kızı adam ettik
aldırmadan kömür sobalarının ateş nutuklarına
..

Devamını Oku
Atiye Danış

Gün geçmiyor ki polisin adının karışmadığı vukuatlar olmasın.Polis haberleri
manyağı oldum.Aynı zamanda polis, fobilerimin içerisinde ki yerine kavi bir
şekilde oturdu.
Her taşın altından mutlak bir veya birden çok polis çıkmak zorunda mı be.. nasıl bir Devlet/nasıl bir İçişleri Bakanlığı zihniyeti.Halk artık polisten korkarak yaşıyor.İşçi-memur-köylü-öğrenci-akademik kadro/kim varsa polisin
joplarından/biber gazından/tazyikli suyundan/panzer kovalamalarından/baskı
altında ifade alışlarından/nezaretteki kötü muameleden mutlak nasibini
almıştır.
..

Devamını Oku
Öztürk Karal

Unutmak mümkün mü böyle bir günü
Yirmi dokuz EKİM yıl bayram eder
Sınırları aştı Türklerin ünü
Cumhuriyet diyen dil bayram eder

Düşmana şimşeği çakanlarımız
Karanlığa ışık yakanlarımız
..

Devamını Oku
Gürbüz Papağan

Bende bu ellerde garip bir kulum,
Yârin bahçesinde açmayan gülün,
Feleğin pazarına uğradı yolum,
Ne canım alır ne azat edersin,
Ne halimden anlar nede seversin,

Hayat okulunda öksüz öğrenci,
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Takvime baktıkça yaprak yırtılır,
İnsanoğlu her gün farklı tartılır,
Bazı kusurların üstü örtülür,
Verilen süreler çok çabuk biter.

On beş tatil olur öğrenci mutlu,
Yaz döneminden de fazla umutlu,
..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

06*05*15
ÇARŞAMBA

ŞİİR OKURUNA NOTLAR
En velut dönemimi yaşıyorum. PEYGAMBERLER TARİHİ, OSMANLI TARİHİ, ÇANAKKALE DESTANI, ölüm şiirleri, denemeler, anılar. Bazen günde üç yazı yazıyor ve sitelerimde yayınlıyorum. Okunduklarını gördükçe şevkim artıyor.
Bunca ölüm peş peşe gelince depresyona giriyordum. Ancak ölüm ve aşk şiirleri, ardından sökün eden peygamber şiirleri, 2 bölümünü birkaç sene önce yazdığım Çanakkale destanı ve en son yazmaya başladığım efendimizin hayatı beni depresyondan kurtardı.
Kendimi iyi hissetmiyorum. Tansiyonum sürekli düşüyor. Ama olsun hayatımın en zevkli dönemini geçiriyorum. Annemi kaybettim ama hayatımı eserlerimle dolduruyorum. Eserlerim benim aşklarım. Ne diyordu büyü yazarlardan bir dehanın çocuğu on yılda bir doğum sancısı çeker.
..

Devamını Oku
Suzan Batmankaya

Kım olduğunu bilenler
Kendini hiç terkedemeyenlerdir

Dünyü
Dönüyor
Bildin, yalnız benim etrafımda,

..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Türkiye”nin dört bir yanından toplanmış öğrencilerdi
Okullarda eğitimleriyle başarılı öğretmenlerden
Milli birlik ve dayanışmayı ister sivil, ister kamuda
Aile eğitimi, engelliler, evrensel olanaklar da

Okuma kültüründen rekabet anlayışına kadar sorunlardı
Güzeller güzelim Mustafa Kemal Atatürk ile düşünen
..

Devamını Oku
Necip Küçük

Güzel vatanın, kötü kara gününde,
Sen nerdesin söyle, devrimci Gardaşım
Anadolum, gaflete düşen, çaresiz elinde,
Sen nerdesin söyle, ülkücü gardaşım

Karınları açtı, doymuş o sülükler,
Halkı düşünen yok, yanmış yürekler.
..

Devamını Oku
Ünal Çağabey

uzunca bir yol var önümde
damarına basılmış,
köşeye sıkışmış bir köpek gibiyim.
içinden hep kendini yiyen
yaşadığı yerde yaşamasını öğrenemeyen
aslında ne olduğunu bilmeyen..
bir hüzün bahçesindeyim
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

89]Güncel olmaktan sapışın 3.nedeni de, ABD'inde ve Avrupa'daki güçler, kendi iç üretim dengelerini koruyup sürdürmek için, Sovyet'lerinin yayılmacılığını ve komünizmi; 'özgür dünyanın' düşmanı olaraktan görüyorlardı. Aynı şekilde Sovyet emperyalizmi de kapitalizmi ve onun temsilcisi olan karşısındakileri 'Özgür dünyanın' engelcisi bir düşman olaraktan görüyorlardı! Bu aslında sanki iki bloğun aralarında gizli bir paylaşımın ittifak eksenleşmesi idi. Gidiş onu gösteriyordu. Bizlerde istediğimiz taraftan olup kendimize göre 'Özgür dünya' hayalleri kuruyorduk!

1945'in savaş sonrası iki kutuplu paylaşım ve 'özgür Dünya' konjonktürselliği, artık tüm Dünya toplumlarınca tartışılan öğrenci ve işçi eylemlerinin çok hızlı bir başlatıcısı olmuştu. İki ittifak kendilerine uygun peykler oluşturuyordu. Yine de ağababalar bu oluşturulan ittifaklardan ve peyk avcılığından kendilerinin güvenliğini tehlikede görüyorlardı. ABD'leri Türkiye'ye el atarsa, Sovyetler bunu tehdit algılayıp, onlar da Küba'ya el atıyordu! Bu da blok ittifakının zaafı ve zorunlu bir kendi iç sürtünmesi idi. Böylesi bir tehdit algısıyla Sovyetler bize yöneldi.

Bunun üstüne Sovyetlerin bizden üs ve toprak talebi oluşunca, bizdeki telaş ve destek arayışlarına karşın kapitalist emperyalistler 1945'lerdeki günün yöneticilerin kulağına: 'komünizme karşı önleyici, en iyi panzehirin, İslam dini olduğu' söyleyiverecektiler! O zamanlar bizim 4 bölgemizde ağırlıklı olaraktan feodalizm egemendi. Feodalizm, bu tavsiyeye el ovuşturacaktı. Bu tavsiye, bizdeki politikaları; dine oturtmanın bahanesiydi. İktidara gelmenin de şahanesi olacaktı. Artık politika ve din sarmalına girmenin kolaycılığı ve uyuşturuculuğu; iktidar ve derebeci, kol kolalığı; ülkenin kuşatılması olacaktı.

Bu üç nedenin bileşkesi 1960'lara gelindiğinde bizi, uluslar arası işçi piyasasına girdirecek ve askeri güç ihracına sokacaktı. Hemde dünya güvenliği adına NATO kurulacaktı. Biz bu dönemden sonra Atatürkçülüğü, Natotürkçülük olarak anlayacaktık! Siyasi yapı, bahanesi ile birlikte bizi yapısalcı davrandırtmayıp adeta sürüklenen politikalar oluşturulacaktı. Aslında Nato bir birine güvanmeyen paktlardan, birinin; kendisini savunma tedbiriydi. Emperyalist çıkarlar uğruna, Dünya güvenliğini, bizatihi Natonun kendisi tehdit edilecekti. Bizim gelişmemiş ülke olmamıza rağmen, gelişmekte olan ülkeler arasında sayılmamızda işin, pohpohlanan gönül alıcılık cabasıydı.
..

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hayat. Kendi içinde bize var oluşundan bu güne dek milyonlarca alternatifler sunan ve her sunuşunun karşılığını fazlasıyla alan çelişkili bir sahne.

Yaşam. Doğru ile yanlışın tezat kapsülünü bizlere her fırsatta içiren, olur ile olmazı aynı terazide tartarak bize yediren ve zayıf ile güçlünün, büyük ile küçüğün, zengin ile yoksulun muhteşem bir mücadele alanı.

Her sabah, yaşamaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren taşıdığımız umutlarla sarılırız hayata. Ruhumuzdaki ağlayışları kimselere göstermeden, ya da bizi o ağlayışlardan alıp gülücüklere gark eden hayata tutunarak başlarız günün haz badesini içmeye. Dilimizdeki mutluluk fısıltıları kimi hüzne karışır, kimi yaşamın zorlu saçaklarına atılır ve an olur yaşamak bizi çepeçevre kuşatan, hareket alanımızı belirleyen ve onun dışına çıkmamıza izin vermeyen ağlara karşın muazzam bir savaşın sahnesi olur.

İnsan. Hangi gezegende yaşar ise yaşasın mutlaka amacı için varlığını sürdürür. İmkân verilse, ya da olanak olsa bu gezegeni terk edip başka gezegenlerde yaşamayı bile deneyecek kadar cesurdur. Her gün çivisi çıkan bir kürede yaşamanın güçlüğü, otomatiğe bağlanan hayatının karşılığında ödediği düş akçesiyle daha ne kadar özgürüm diyerek haykırır ve insan olmanın farkını ruhunda ve yüreğinde taşır! ..
..

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hayat. Kendi içinde bize var oluşundan bu güne dek milyonlarca alternatifler sunan ve her sunuşunun karşılığını fazlasıyla alan çelişkili bir sahne.

Yaşam. Doğru ile yanlışın tezat kapsülünü bizlere her fırsatta içiren, olur ile olmazı aynı terazide tartarak bize yediren ve zayıf ile güçlünün, büyük ile küçüğün, zengin ile yoksulun muhteşem bir mücadele alanı.

Her sabah, yaşamaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren taşıdığımız umutlarla sarılırız hayata. Ruhumuzdaki ağlayışları kimselere göstermeden, ya da bizi o ağlayışlardan alıp gülücüklere gark eden hayata tutunarak başlarız günün haz badesini içmeye. Dilimizdeki mutluluk fısıltıları kimi hüzne karışır, kimi yaşamın zorlu saçaklarına atılır ve an olur yaşamak bizi çepeçevre kuşatan, hareket alanımızı belirleyen ve onun dışına çıkmamıza izin vermeyen ağlara karşın muazzam bir savaşın sahnesi olur.

İnsan. Hangi gezegende yaşar ise yaşasın mutlaka amacı için varlığını sürdürür. İmkân verilse, ya da olanak olsa bu gezegeni terk edip başka gezegenlerde yaşamayı bile deneyecek kadar cesurdur. Her gün çivisi çıkan bir kürede yaşamanın güçlüğü, otomatiğe bağlanan hayatının karşılığında ödediği düş akçesiyle daha ne kadar özgürüm diyerek haykırır ve insan olmanın farkını ruhunda ve yüreğinde taşır! ..
..

Devamını Oku
Seçil Karagöz

ÖSYM’nin de dingili çıktı
Öğrenci ve veli büsbütün bıktı
İhmalmiş, hataymış; bunun affı yok
Özrü suçtan büyük; bari Hak’tan kork!

Milyonlar umutla sınava girer
Sınavın stresi herkesi gerer
..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

01TEMMUZ 13 (PAZARTESİ)
İzmir Dönüşü
Gavur İzmir’e mi gideceğim. Neden bu adı almış bu şehir. İstemeye istemeye gittiğim bu gezi nedeniyle ikinci kez varacağım bu kente.
İlk gidişim yıllar önceydi. İmam –Hatip Lisesi öğrencisiydim 40 yıl önce. Yıl 1973. Bahar ayları…
Adı Antalya gezisi olacak bu seyahate çıktık. İki otobüs dolusu öğrenci. Şarkılı türkülü, bol fıkralı, müzikli, horonlu, şen şakrak bir yolculuktaydık. Her şeyi hatırlıyorum neredeyse. Bu benim hayatta en zevkli seyahatim olacaktı. İlk durak İzmir. Geceyi kardeş okulun pansiyonunda geçirdik. Kordon boyunda gezdik gece vakti. Kadife Kale’ye çıktık.
Bu gezide onlar yok. Sonra Antalya’ya gittik. Bu kez ekte yalnızca Manisa vardı. Sultan Camiinde namaz kıldık. Çay içtik. Ama bu Şehzade şehrinin tadı damağımda kaldı. İnşallah en kısa zamanda doya doya gezer görürüz bu kenti.
Geceyi üniversite yurdunda geçirdik. Balkonda kahvaltı yaptık. Ilık suyla banyo yaptım. Bol asitli içecekler içtim. Serin olmasına serindi ortam ama yine de zor uyudum. Kız kardeşime haber verdim. Gelmedi. Arkadaşıma haber verdim gelmedi. Her ikisi de gelmiyorsun diye sızlıyordu. Öğrencime arayamadım unuttum. Koca lisenin müdürü. Belki de o gelecekti.
..

Devamını Oku
Kemal Doğanay

Mesleğe başladım daha ilk günden,
Öğretmenim dedim, adımı yazdım.
Her işim hazırdır önceki günden,
Öğretmenim dedim, adımı yazdım.

Her sabah kapıda beklerim sizi
Öğrenci severse unutmaz bizi
..

Devamını Oku