ÖĞRENCİ ŞİİRLERİ

ÖĞRENCİ ŞİİRLERİ

Zeki Çelik

Hayatın tadını kavraya bilsen,
Kültürel bilgiler sağlaya ilsen,
Sözünü de güzel bağlaya bilsen,
Önemli bilgiler yazsan da olur.

Üretime karşı meyilli yürek,
Sanat eserini korumak gerek,
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Toprağa dikilen fidanlar tutar,
Dalları şahlanır yaprağa yatar,
Çiçekler meyveye lezzeti katar,
Yeter ki ağaçlar yerini sevsin.

İnsanın beyninde akıl doludur,
Aşk ile uzanan sevda yoludur,
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Rıdvan hocamızın yanına gittim,
Isparta ilimde ziyaret ettim,
Daveti saygıyla ben kabul ettim,
Verimli davrandım stresi attım.

Arkadaşım dostum, şair ve yazar,
Nurani görüşte değmesin nazar,
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Takvime baktıkça yaprak yırtılır,
İnsanoğlu her gün farklı tartılır,
Bazı kusurların üstü örtülür,
Verilen süreler çok çabuk biter.

On beş tatil olur öğrenci mutlu,
Yaz döneminden de fazla umutlu,
..

Devamını Oku
Seyit Burhaneddin Kekeç

Boğazdan bir sandal geçer
İçi boş
Yoldan bir otobüs
Bir taksi geçer
İçi boş
Yoldaki adamın kalbi
Sınıfta öğrencinin
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Başarım önemli demeyin aman,
Yaşım ilerliyor geçiyor zaman,
Masraftan kaçınman, hakkımı yenmen,
Ana sınıf bitti ilkokul dayım.

Öğretmen, öğrenci marşta dikildi,
Okul girişine bayrak takıldı,
..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Muslihiddin dede, Eflatun, Devran,
Sultan babayı da dua et kıvran,
Allah dostlarıyla doludur evren,
İnançlı yaşayan kul Eğirdir de.

Barla'ya, beldeye uğra bir defa,
Küçük adasında sürersin sefa,
..

Devamını Oku
Halil Manuş

GÜZEL ÜLKEMİN TEKNİK VE MESLEK LİSELERİ

Sönmez güneş gibi parlamakta meşalesi
Güzel Ülkemin Teknik ve Meslek Liseleri
Aydınlatır gönülleri ufacık şulesi
Güzel Ülkemin Teknik ve Meslek Liseleri

..

Devamını Oku
Zeki Çelik

Aybaşı gelince gözlerim yolda,
Ödemeler mevcut sağda ve solda,
Alacağım çoktur o Mustafa'da,
Kiracı yüzünden canım çok sıkkın.

Öğrenci diyerek kolaylık yaptım,
Kuzeniyle,onu evime kattım,
..

Devamını Oku
Nevzat Dağlı

Söyle şapka nedir bize garazın?
Kellemiz yarıdan aşınıyor be.
Yaz misali şu güneşlik günlerde,
Terleyip kafamız kaşınıyor be.

Kim başına giyse yüzü gülmüyor,
İnsaf yok şapkada halden bilmiyor.
..

Devamını Oku
Suzan Batmankaya

Kım olduğunu bilenler
Kendini hiç terkedemeyenlerdir

Dünyü
Dönüyor
Bildin, yalnız benim etrafımda,

..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Türkiye”nin dört bir yanından toplanmış öğrencilerdi
Okullarda eğitimleriyle başarılı öğretmenlerden
Milli birlik ve dayanışmayı ister sivil, ister kamuda
Aile eğitimi, engelliler, evrensel olanaklar da

Okuma kültüründen rekabet anlayışına kadar sorunlardı
Güzeller güzelim Mustafa Kemal Atatürk ile düşünen
..

Devamını Oku
Necip Küçük

Güzel vatanın, kötü kara gününde,
Sen nerdesin söyle, devrimci Gardaşım
Anadolum, gaflete düşen, çaresiz elinde,
Sen nerdesin söyle, ülkücü gardaşım

Karınları açtı, doymuş o sülükler,
Halkı düşünen yok, yanmış yürekler.
..

Devamını Oku
Ünal Çağabey

uzunca bir yol var önümde
damarına basılmış,
köşeye sıkışmış bir köpek gibiyim.
içinden hep kendini yiyen
yaşadığı yerde yaşamasını öğrenemeyen
aslında ne olduğunu bilmeyen..
bir hüzün bahçesindeyim
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

89]Güncel olmaktan sapışın 3.nedeni de, ABD'inde ve Avrupa'daki güçler, kendi iç üretim dengelerini koruyup sürdürmek için, Sovyet'lerinin yayılmacılığını ve komünizmi; 'özgür dünyanın' düşmanı olaraktan görüyorlardı. Aynı şekilde Sovyet emperyalizmi de kapitalizmi ve onun temsilcisi olan karşısındakileri 'Özgür dünyanın' engelcisi bir düşman olaraktan görüyorlardı! Bu aslında sanki iki bloğun aralarında gizli bir paylaşımın ittifak eksenleşmesi idi. Gidiş onu gösteriyordu. Bizlerde istediğimiz taraftan olup kendimize göre 'Özgür dünya' hayalleri kuruyorduk!

1945'in savaş sonrası iki kutuplu paylaşım ve 'özgür Dünya' konjonktürselliği, artık tüm Dünya toplumlarınca tartışılan öğrenci ve işçi eylemlerinin çok hızlı bir başlatıcısı olmuştu. İki ittifak kendilerine uygun peykler oluşturuyordu. Yine de ağababalar bu oluşturulan ittifaklardan ve peyk avcılığından kendilerinin güvenliğini tehlikede görüyorlardı. ABD'leri Türkiye'ye el atarsa, Sovyetler bunu tehdit algılayıp, onlar da Küba'ya el atıyordu! Bu da blok ittifakının zaafı ve zorunlu bir kendi iç sürtünmesi idi. Böylesi bir tehdit algısıyla Sovyetler bize yöneldi.

Bunun üstüne Sovyetlerin bizden üs ve toprak talebi oluşunca, bizdeki telaş ve destek arayışlarına karşın kapitalist emperyalistler 1945'lerdeki günün yöneticilerin kulağına: 'komünizme karşı önleyici, en iyi panzehirin, İslam dini olduğu' söyleyiverecektiler! O zamanlar bizim 4 bölgemizde ağırlıklı olaraktan feodalizm egemendi. Feodalizm, bu tavsiyeye el ovuşturacaktı. Bu tavsiye, bizdeki politikaları; dine oturtmanın bahanesiydi. İktidara gelmenin de şahanesi olacaktı. Artık politika ve din sarmalına girmenin kolaycılığı ve uyuşturuculuğu; iktidar ve derebeci, kol kolalığı; ülkenin kuşatılması olacaktı.

Bu üç nedenin bileşkesi 1960'lara gelindiğinde bizi, uluslar arası işçi piyasasına girdirecek ve askeri güç ihracına sokacaktı. Hemde dünya güvenliği adına NATO kurulacaktı. Biz bu dönemden sonra Atatürkçülüğü, Natotürkçülük olarak anlayacaktık! Siyasi yapı, bahanesi ile birlikte bizi yapısalcı davrandırtmayıp adeta sürüklenen politikalar oluşturulacaktı. Aslında Nato bir birine güvanmeyen paktlardan, birinin; kendisini savunma tedbiriydi. Emperyalist çıkarlar uğruna, Dünya güvenliğini, bizatihi Natonun kendisi tehdit edilecekti. Bizim gelişmemiş ülke olmamıza rağmen, gelişmekte olan ülkeler arasında sayılmamızda işin, pohpohlanan gönül alıcılık cabasıydı.
..

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hayat. Kendi içinde bize var oluşundan bu güne dek milyonlarca alternatifler sunan ve her sunuşunun karşılığını fazlasıyla alan çelişkili bir sahne.

Yaşam. Doğru ile yanlışın tezat kapsülünü bizlere her fırsatta içiren, olur ile olmazı aynı terazide tartarak bize yediren ve zayıf ile güçlünün, büyük ile küçüğün, zengin ile yoksulun muhteşem bir mücadele alanı.

Her sabah, yaşamaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren taşıdığımız umutlarla sarılırız hayata. Ruhumuzdaki ağlayışları kimselere göstermeden, ya da bizi o ağlayışlardan alıp gülücüklere gark eden hayata tutunarak başlarız günün haz badesini içmeye. Dilimizdeki mutluluk fısıltıları kimi hüzne karışır, kimi yaşamın zorlu saçaklarına atılır ve an olur yaşamak bizi çepeçevre kuşatan, hareket alanımızı belirleyen ve onun dışına çıkmamıza izin vermeyen ağlara karşın muazzam bir savaşın sahnesi olur.

İnsan. Hangi gezegende yaşar ise yaşasın mutlaka amacı için varlığını sürdürür. İmkân verilse, ya da olanak olsa bu gezegeni terk edip başka gezegenlerde yaşamayı bile deneyecek kadar cesurdur. Her gün çivisi çıkan bir kürede yaşamanın güçlüğü, otomatiğe bağlanan hayatının karşılığında ödediği düş akçesiyle daha ne kadar özgürüm diyerek haykırır ve insan olmanın farkını ruhunda ve yüreğinde taşır! ..
..

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hayat. Kendi içinde bize var oluşundan bu güne dek milyonlarca alternatifler sunan ve her sunuşunun karşılığını fazlasıyla alan çelişkili bir sahne.

Yaşam. Doğru ile yanlışın tezat kapsülünü bizlere her fırsatta içiren, olur ile olmazı aynı terazide tartarak bize yediren ve zayıf ile güçlünün, büyük ile küçüğün, zengin ile yoksulun muhteşem bir mücadele alanı.

Her sabah, yaşamaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren taşıdığımız umutlarla sarılırız hayata. Ruhumuzdaki ağlayışları kimselere göstermeden, ya da bizi o ağlayışlardan alıp gülücüklere gark eden hayata tutunarak başlarız günün haz badesini içmeye. Dilimizdeki mutluluk fısıltıları kimi hüzne karışır, kimi yaşamın zorlu saçaklarına atılır ve an olur yaşamak bizi çepeçevre kuşatan, hareket alanımızı belirleyen ve onun dışına çıkmamıza izin vermeyen ağlara karşın muazzam bir savaşın sahnesi olur.

İnsan. Hangi gezegende yaşar ise yaşasın mutlaka amacı için varlığını sürdürür. İmkân verilse, ya da olanak olsa bu gezegeni terk edip başka gezegenlerde yaşamayı bile deneyecek kadar cesurdur. Her gün çivisi çıkan bir kürede yaşamanın güçlüğü, otomatiğe bağlanan hayatının karşılığında ödediği düş akçesiyle daha ne kadar özgürüm diyerek haykırır ve insan olmanın farkını ruhunda ve yüreğinde taşır! ..
..

Devamını Oku
Seçil Karagöz

ÖSYM’nin de dingili çıktı
Öğrenci ve veli büsbütün bıktı
İhmalmiş, hataymış; bunun affı yok
Özrü suçtan büyük; bari Hak’tan kork!

Milyonlar umutla sınava girer
Sınavın stresi herkesi gerer
..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

01TEMMUZ 13 (PAZARTESİ)
İzmir Dönüşü
Gavur İzmir’e mi gideceğim. Neden bu adı almış bu şehir. İstemeye istemeye gittiğim bu gezi nedeniyle ikinci kez varacağım bu kente.
İlk gidişim yıllar önceydi. İmam –Hatip Lisesi öğrencisiydim 40 yıl önce. Yıl 1973. Bahar ayları…
Adı Antalya gezisi olacak bu seyahate çıktık. İki otobüs dolusu öğrenci. Şarkılı türkülü, bol fıkralı, müzikli, horonlu, şen şakrak bir yolculuktaydık. Her şeyi hatırlıyorum neredeyse. Bu benim hayatta en zevkli seyahatim olacaktı. İlk durak İzmir. Geceyi kardeş okulun pansiyonunda geçirdik. Kordon boyunda gezdik gece vakti. Kadife Kale’ye çıktık.
Bu gezide onlar yok. Sonra Antalya’ya gittik. Bu kez ekte yalnızca Manisa vardı. Sultan Camiinde namaz kıldık. Çay içtik. Ama bu Şehzade şehrinin tadı damağımda kaldı. İnşallah en kısa zamanda doya doya gezer görürüz bu kenti.
Geceyi üniversite yurdunda geçirdik. Balkonda kahvaltı yaptık. Ilık suyla banyo yaptım. Bol asitli içecekler içtim. Serin olmasına serindi ortam ama yine de zor uyudum. Kız kardeşime haber verdim. Gelmedi. Arkadaşıma haber verdim gelmedi. Her ikisi de gelmiyorsun diye sızlıyordu. Öğrencime arayamadım unuttum. Koca lisenin müdürü. Belki de o gelecekti.
..

Devamını Oku
Kemal Doğanay

Mesleğe başladım daha ilk günden,
Öğretmenim dedim, adımı yazdım.
Her işim hazırdır önceki günden,
Öğretmenim dedim, adımı yazdım.

Her sabah kapıda beklerim sizi
Öğrenci severse unutmaz bizi
..

Devamını Oku