Öfke Analizi
Öfke, insanın yolunda gitmeyen işler, aksilikler, haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında gösterdiği doğal duygusal tepkidir.
Yerinde, ölçülü ve hak edene yöneltilen öfke insanidir. Bazen haksızlığa karşı vicdanın alarmıdır. Sessiz kalmamak, hakkını savunmak ve yanlış olana itiraz etmek bakımından öfkenin yapıcı bir tarafı da vardır.
Ancak öfke aklın ve vicdanın önüne geçtiğinde, haklı bir tepki olmaktan çıkar; yıkıcı bir davranışa dönüşür.
Öfkenin en büyük sorunlarından biri de hedef şaşırmasıdır.
Sorumlusu olmayan insanlara, yakınlara, çocuklara, çalışanlara veya güçsüzlere yöneltilen öfke bunun en açık örneğidir.
Pireye kızıp yorgan yakmak gibi...
Asıl soruna, asıl sorumluya ve asıl nedene yönelmeyen öfke, yalnızca yeni mağdurlar üretir.
İnsanların öfke konusunda düştüğü önemli bir çelişki de çifte standarttır.
Güçlüye, kendisine zarar verebilecek kişiye, makam ve mevki sahibi olana karşı susan; fakat kendisinden daha güçsüz gördüğü insanlara karşı öfkesini kolayca kusan kişi, aslında öfkesini değil korkusunu yönetmektedir.
Bu nedenle bazen öfkenin görünen yüzünün altında korku vardır.
Güçlü karşısında susup güçsüze bağırmak cesaret değil, güçsüzlüğün başka bir biçimidir.
Siyasette de benzer bir çelişkiyle karşılaşırız.
İktidarın uygulamalarından zarar gördüğü hâlde, enflasyondan, yoksulluktan, adaletsizlikten, hukuksuzluktan ve hayat pahalılığından şikâyet eden bir insanın bütün öfkesini yalnızca muhalefete yöneltmesi, neden ile sonuç arasındaki ilişkiyi karıştırmaktır.
Elbette muhalefet de eleştirilebilir.
Ancak eleştirinin ölçüsü, sorumluluğun ölçüsüyle orantılı olmalıdır.
Bir ülkede yürütme gücünü elinde bulunduranlar ile karar alma yetkisi sınırlı olanları aynı derecede sorumlu tutmak, gerçek sorumluluğun üzerini örtebilir.
Burada mesele iktidarı eleştirmek ya da muhalefeti savunmak değildir.
Mesele, sorumluluğu doğru yere yöneltebilmektir.
Çünkü sağlıklı öfke kişilere değil, yanlışlara yönelir.
Kör öfke ise gerçeği aramaz; suçlu arar.
Akıl,
“Bunun sorumlusu kim?” diye sorar.
Vicdan,
“Benim öfkemden kim zarar görecek?” diye düşünür.
Adalet ise,
“Ben kime ne kadar tepki göstermeliyim?” diye ölçer.
Bu nedenle öfkenin panzehiri öfkesizlik değil; akıl, bilinç, adalet ve özdenetimdir.
Öfkesini yönetemeyen insan, öfkesinin yönetimine girer.
Öfkesini akılla yöneten insan ise, öfkesini yıkımın değil, değişimin enerjisine dönüştürebilir.
Gerçek olgunluk, hiç öfkelenmemek değildir.
Neye, neden, kime ve ne ölçüde öfkeleneceğini bilmektir.
Çünkü bazen susmak korkaklıktır;
bazen bağırmak da cesaret değildir.
Asıl erdem, doğru yerde, doğru kişiye, doğru ölçüde ve doğru nedenle ses çıkarabilmektir.
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 18:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!