Yıllar ve zaman çok çalışsada;
Silemedi gülen simanı aklımdan.
Biliyormuydun? Bilemezsin ki, hiç konuşmadık.
Ben senin suskun, mahcup sevgilin,
Sen toprağa mahkum onun güzel eşi.
Kin olan yerde sevgimi olur!
Yanık yürekte merhametmi olur!
Yas tutan ev ağıtsızmı olur!
Silah elde suskunmu olur..!
Daha çocukken öğrendik silah tutmayı;
Ben gülü dikeniyle severim,
Bülbülü zâr ederken severim,
Yarin yare naz edenini severim,
Sineden açık, beyaz teni severim,
Ela gözlü ceylanımı severim,
Selvi boylu, sırma saçlımı severim,
Olsaydın, dalda ürkek bir yaprak;
Sabah şebnemleri gibi üstüne titrerdim.
Aksaydın, ovalardan ırmak misali;
Durgun denizler gibi beklerdim.
Başı dumanlı, eteği karlı dağ olsaydın;
Rüzgarları önüme katar gelirdim.
Ölümü, ürkek bir güvercin sanırsın;
Bazen uzaklarda, bazende yakınında!
Hiç ummazsın, birgün konsun omuzuna!
Oysa her mezar taşında, bir kanat var!
Suskun gecelerin parlak yıldızları,
Issız derelerin bayırları,..
Sokakların loş lambaları...
Hüzün rüzgarlarında uçmama yetiyor;
Benliğimden ayırıp
Ama herzaman birşeyler noksan
Eğer, intikam gibi duygularım olsaydı;
Tutkularımı sana seferber ederdim.
Çok acı çekmeni, ağlamanı isteseydim;
Sessizliğimin zehrinde seni hapsederdim.
Her an, beni hatırlamanı arzulasaydım;
Düşlerim ve saplantılarımla seni rahat bırakmazdım.
Bir bulut vardı gökyüzünde,
Ağlamakla gülmek arası kararsız;
Bir yıldız vardı semalarda,
Durmakla gitmek arası kararsız;
Bir ırmak vardı, bizim köylerden geçen,
Kurumakla coşmak arasında; ömrüm gibi kararsız.
Kalemim kırık, dilim buruk; suskunum!
Bir özür borcum var, geçmişe ve bugüne;
Saygı duymadığım hayata, bütün canlılara.
Kelimeler kayıp, yazılar silinmiş;
Kişiliğime dair hiç delil kalmamış.
Benliğim, sönmüş kül gibi şiirlerimde.
Geceler dilsiz, söylenmez derde
Kör gözleri, görmez çilem
Sağır kulağı, anlamaz biçare
Hıçkırsam ağlasam, hissetmez bile
İçtim yudum yudum ayrılık şarabın
Attım içime, sindirdim sineden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!