Bugün hava çok soğuk,
Sert rüzgârlı bir gece.
Nöbetteyim,
Kanlı güvercin mevziinde.
Nöbetteyim, oturuyorum
Bir ayağı kırık sandalyemde.
Ayaklarıma bir kürk sardım,
Üzerime bir kürk aldım,
Sıkı sıkıya sarılıyorum.
Üstümde bir içlik var,
Birkaç penye ve polar;
İçimde bir ateş var.
Yanımda silah arkadaşım,
Sessiz bir muhabbete koyulmuşuz.
Kireçli suyla yaptığım kahvemden içiyorum,
Buharında İstanbul’u görüyorum, özlüyorum.
Yan mazgalı karton plaka ile kapattım,
Girişe battaniye astım, uçlarını bağladım.
Taş duvardan sızan soğuk rüzgâra kızıyorum;
Nöbetteyim, silahıma sarıldım, başımda berem,
Elimi hohluyorum, üşüyorum.
Yine kıştan haber veriyor dağlar,
Kato’nun zirvesine irili ufaklı yağan kar
Bembeyaz bir kefeni andırıyor;
Tıpkı bir ölüm kadar soğuk ve sessiz...
Ölümü düşünüyorum.
Ve yağmur yağıyor sağanak sağanak,
Yağmur damlaları mevziime sızıyor.
Ağır ağır toplanıyor, olgunlaşıp damlıyor,
Ardından gelecekleri geride bırakarak ilerliyor.
Ensemden içeriye düşüyor, irkiliyorum;
İçimde bir ben titriyor, tutamıyorum.
Bir ara yağmur duruyor,
Geceye bir ayaz çöküyor.
İrtibat hendeklerinde sular donuyor,
Göz kapaklarımı taşıyamıyorum.
Nefesim de soğudu artık,
Ayak parmaklarımı hissetmiyorum.
İçim titriyor, tutamıyorum...
Nöbetteyim, silahıma sarıldım, başımda berem,
Elimi hohluyorum, üşüyorum.
hayrati
Semih KoçKayıt Tarihi : 11.10.2022 23:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!