Aylardan ağustos, günlerden pazar,
Saatlerce uzandım, akşamı edemedim.
Bahçedeki incire bir an takıldı gözüm;
"Yemekten sonra çıkıp incir alayım" dedim.
Derken yemek uzadı iki dilim lokmadan,
Çevirip yutamadım meyve suyu içmeden.
Biraz da çabuk yedim hevesim kaçmadan;
"Yemekten sonra çıkıp incir alayım" dedim.
Son lokmamı yutarken meyve suyunu içtim,
Gözüm göğe yükseldi, incire işmar ettim.
Akşam olmadan önce biraz acele ettim;
"Yemekten sonra çıkıp incir alayım" dedim.
Hatun dedi: "Gitme, akşam kazası vardır,
Acele edenlerin işleri hep aksaktır.
Gitme, sonra çıkarsın ağacın tepesine;
Çıkarsan düşersin bak demeslerin üstüne."
Dedim: "Sen bir sus, boyun üstüne çıkma!
Biraz sessiz konuş, dikkatimi dağıtma.
Bir hışımla çıkarım ağacın tepesine,
İndiririm inciri şu masanın üstüne!"
İş bu ya, davrandım merdiveni aldım,
Bir çırpıda yükseldim incirin gölgesine.
Hevesine kapıldım, iki üç incir aldım;
İrfan ehliymiş hatun, ben sonradan anladım.
Hayrati’nin gözü beşincide karardı,
İki dala bir basmak epey yanlış karardı.
Basamadım dallara kararmış gözlerimle;
Hatunu dinlemedim, bu en büyük zarardı.
Semih Koç (Hayrati)
Semih KoçKayıt Tarihi : 8.10.2022 21:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
28 ağustos 2022 pazar günü akşam üzeri incir toplamak için çıktığı ağaçtan (6metre yüksekten) düşen babamın yaşadığı bu talihsiz olayı şiirimde anlatmaya çalıştım. Kaburgalarda üç çatlak oluştu sol kolu çıktı ve belinde kayma oldu. Çok daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirdik. Belki de en az hasarla bu kazayı atlattı babam. Şükürler olsun. Rabbim cümle sevdiklerimize sağlıklı uzun ömürler nasip eylesin. "Tecrübe, bazen bir nasihatin yumuşak sesinde, bazen de sert bir düşüşün acısında gizlidir. Bu şiir; bir anlık inadın, 'akşam kazası' diyen bir irfanın önünde nasıl diz çöktüğünün gerçek hikayesidir. Babamın bir ağustos pazarında, incir ağacının gölgesinden yere, kaburgasının (demeslerinin) üzerine düşüşüyle mühürlenen bu hadise; sadece kırılan kemiklerin değil, dinlenmeyen sözlerin de sızısıdır. Hayrati mahlasıyla, o günün hem şahidi hem de anlatıcısı olarak; bir 'incir işmarına' aldanıp hayatın sillesini yiyenlerin dilinden dökülen bir ibret vesikasıdır bu..."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!